büyük ecnebî şahsiyyetlerden 37’si de yine İşarat-ül İ’cazda Üstadın neşrettirdiğinin dışındadırlar.

3- Sebil-ür Reşad Mecmuası, 11, 12, 51, 58, 59, 64, 69 ve 71. sayılarında ecnebîden müslüman mühim şahsiyetlerden sekizinin isimlerini ve sözlerini yayınladı ki, bunlar da o mezkûr on beşlere dahil değildir.

4- Yine Sebil-ür Reşad mecmuası, 1. sayı, 1 Mayıs 1949 dan, 13. sayı Eylül 1949 a kadar ki sayılarda, yine ecnebî mühim şahsiyetlerden 64 kişinin isim ve sözlerini, me’haz kitap ve gazeteleriyle beraber neşreyledi. İşte Hz. Üstadın İşarat-ül İ’caz arkasında neşrettirdiği o on beş şahsiyyetler bunların içinden seçilmiştir. Demek ki, bu on beş şahsiyyet, en mühim olanlarıdır.

Bu büyük ve mühim şahsiyetlerin müsbet ifade ve beyanları münasebetiyle Hz. Üstadın pek mühim bir izahı

{ Nur Çeşmesi eseri arkasındaki zeyl ve haşiyedendir.}



“Gayet müdakkik birkaç zat dediler ki: Bu feylesoflar gibi yüzer tane mütefekkir feylesofların kat’î kanaatla tasdiklerinin verdiği kuvvet ve kanaat; binler gavur feylesofların inkârları bir zarar vermiyor mu? Bir şübhe getirmiyor mu?..

Elcevab: Ayet-ül Kübra risalesinin başında, mukaddemedeki izaha havale edip, burada kısaca cevap veriyoruz: “Müsbet meselede isbat edici iki adam, menfîce inkâr yoluna sapan binlere tereccüh eder.” diye bir kaide-i mukarreredir. Mesela: Ramazan başındaki Hilali gören iki şahid, ispat cihetinde; görmeyen ve nefyeden binler adamın inkârını hükümden iskat ettiği gibi; “Karlayl” ve “Bismark”ın Kur’anı ve Risalet-i Muhammediyeyi (A.M.) isbat sûretinde tasdikleri; yüz bin nefyeden münkir feylesofların inkârı, değil bir şübhe, belki bir vesvese de vermemek gerektir.

Hem mesela: İki adam, isbat sûretinde deseler: Pek harika ve semavata yol açan bir ma’den dünyada var.” Yerini ve ya numunesini göstermekle kolayca da’vasını isbat ettikleri; ve onu inkâr edenler, bütün dünyayı aramak, taramakla; hiçbir yerinde bulunmadığını göstermekle ve binler müşkilatla o menfî davalarını ancak isbat edebilirler.


 /  
505
Yükleniyor...