Ve amma

يَسْفِكُ صخحخث خه يَقْتُلوُنَ

nün tercih edilmesi, sifk’in mânâsı zülümlü katl olduğu içindir. Eğer

تَقْتُلُ

demiş olsaydı; çünki katlin bir kısmı fîsebilillah olan cihaddır. Hem bir cemaatin selameti için (müzirr ve canî) bir ferdin katli de vardır ki, koyunların selameti için kurdu katletmek gibi olduğundan,

يَقْتُلُ

yi değil,

يَسْفِكُ

yi îrad eylemiştir.

Amma

الدِّمَاءَ

ise, sifkdeki (zulümlü katlde) kan dökülmesini te’kid için olup, zulüm ile olan katlin şenaatini şiddetlendirmek içindir.

Amma

وَ نَحْنُُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَ نُقَدِّسُ لَكَ

cümlesi, heyeti ve vaziyetlerine gelince; cümlenin başındaki “vav-ı halî” (yani mevcud hale bakan ve makablı ile maba’di birbirine bağlayan vav) Melaikenin beşer aleyhinde yaptığı (istifhamlı) itiraza karşı, onlara şöyle bir cevab-ı itiraz iş’ar edilmiştir ki; “Beşerin Allaha ve uluhiyetine karşı yaptığı küllî ibadet ve takdisleri hikmeti, size cevab için kafî gelmiyor mu?..” diye işarettir.

Amma

نَحْنُُ

lafzı ise, yani: Maâsîden, isyan işlerine bulaşmaktan masum olan biz melaikeler maâşiri.. (sınıf ve cemaatleri) ve

نُسَبِّحُ

nün ismî cümle ile getirilmesi ise, sanki ve adeta “Tesbih”, melaikelerin bir seciyyesi ve fıtratlarının bir lazımıdır da, sırf tesbih yapmak için halkedilmiş olduklarına işarettir.

Amma

نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ

ise, câmi’ bir kelimedir. Yani, Melaikeler diyor: “Ya İlahena! Biz seni kâinatta ibadetlerin envaiyle ilan ediyoruz. Hem bizler, senin Cenab-ı Kibriyana layık ve münasib olmayan sıfatlardan senin tenezzühünü itikad ederek, evsaf-ı celal ile seni tavsif

 /  
505
Yükleniyor...