fesad çıkarıp ifsad etmiş oldukları için; (bu mahluk, Allahın emriyle ya mahvedilip yok edilmiş; veya da yeryüzünden alınıp, başka diyarlara, alemlere sürülmüş; veyahutta yeryüzünde yaptıkları eski tasarruf salahiyetleri ellerinden alınmış olmasından) yerlerine Benî Adem istihlaf ettirilmiş olduğunu, Yani o müdrik mahlûkun yerine insanoğlu ikame ettirilip halife-i zemin olarak nasbedildiği meşhûr rivayetlerdendir.

Amma

قَالُوا اَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَ يَسْفِكُ الدِّمَاءَ

cümlesinin heyetleri ise, bil ki: Bu ayet cümlesinin başındaki

قَالُوا

nün istinafı, yani müstakil bir mukadder sûal ve cevabı tazammun eylemesi, işarettir ki; Allahü Teâlanın Melaikeye tevcih edilen hitabı karşısında, dinleyiciyi sûal sormaya sevkeyler ve şöyle bir sûal sorar: Acaba Melaikeler, yer-yer ve çok yakın komşuluklarına getirilen insanları nasıl karşıladılar, nasıl karşılıyorlar? Ve insanların kendilerine karîn, yakın arkadaş olmalarına memnun ve razı oluyurlar mı?. Ve acaba Melaikelerin bu meselede, insanların yeryüzüne halife kılınmalarında reyleri nedir?!”

Kuran-ı Hakîmin lisanıyla Cenab-ı Allah

قَالُوا

diye cevap verdi. (Yani, Melaikeler dediler ki:...) Hem

قَالُوا

lafzı,

اِذْ

şartının cezası, yani karşılığı olması hasebiyle, (çünki ayetin başında

وَاِذْ قَلَ

şartlılığı vardır. Yani vaktaki senin Rabbin melaikelere dedi...” şartlılığı) mânâsı şöyle oluyor ki: Cenab-ı Hak Teâla beşeri yeryüzüne halife yapmak üzere yaratıp dünyaya göndermeye ve melaikeleri beşere müekkel kılmağa dair irade eylemiş olduğu emrinde ve hüküm vermesinde; müşîri ve vezîri olmamakla birlikte, Melaikelerin bunu nasıl karşılayacakları keyfiyetinin

 /  
505
Yükleniyor...