bir lisanla beyan ettiği: "Zaman tarîkat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır. Tarîkatsız Cennet'e giren pek çok, fakat imansız Cennet'e giden yoktur." ifadesi mevcuddur.

Bu sarahate rağmen ve bugüne kadar bütün mahkeme ve ehl-i vukufların tedkikleri neticesi, tarîkat hususunda en küçük bir delile tesadüf edememeleri gösteriyor ki: Dini ortadan kaldırmak isteyen ve bugünkü İslâmî inkişafı bir türlü hazmedemeyen bir güruh, hakikat-ı İslâmiyete tarîkat namını verip, kendi efkârları lehine bu vatanda bir zemin ihzar etmek peşindedirler. Elbette her defasında olduğu gibi, gizli dinsizlerin entrikaları ile, plânları ile ihdas edilen bu vakıa, bu vatan ve milletin lehinde olarak tecelli edecek, Aydın ve Nazilli mahkemeleri de adaletli seleflerine ittibaen Nur şakirdlerini tebrie edeceklerdir.

Risale-i Nur'un bütün vatan sathında ve hattâ âlem-i İslâm ve Avrupa'nın pekçok yerlerinde hüsn-ü kabule mazhar olması ve Türkleri âlem-i İslâmla eski ittihada muvaffak edecek dünyevî bir semereyi Nur şakirdlerinin niyetlerinde olmadan netice vermesi ve hükûmetin bizzât İslâmiyete, dine ve vicdan hürriyetine tam kıymet verip ve eski hükûmetin tahribatlarını tamire çalışması