ettiğim kardeşlerimden ve mütalaasında bulunan zevattan, kanaatımın umumen tasdik edildiğini işittiğim anlar, her tarafımı meserret kapladığını hissediyorum.

Ey sevgili Üstadım, her hususta size yapılacak dua için kelimat bulamıyorum. Zât-ı Zülcemal bu kadar güzelliklere, hazine-i rahmetinden binler güzellikleri size ihsan etmekle mukabele buyursun. Âmîn!

Ahmed Hüsrev

* * *


(Sabri Efendi'nin bir fıkrasıdır)

Eyyühe-l Üstad!

Kelâmullah-il Aziz-il Mennan olan Hazret-i Kur'an, şeair-i İslâmiyenin hâdimlerini cenah-ı himaye ve re'fetine alarak, -bu defaki hâdise-i elîmede- bir seneden beri mülhidlerin çevirdikleri plânlarını akîm bırakıp, zahiren üç kardeşimizi beraet ve manen milyonlar mü'min muvahhidînin zümresine nişane-i beraetini bahş ve mülhidlere ebediyet ve ezeliyeti izhar ile kendini müdafaa ve hâdimlerini muhafaza ve himaye ettiğini ve edeceğini göstermekle, Kur'an hâdimlerinin kulûbü behçet ü sürura müstağrak olarak, ilerlemek istedikleri hâlisane emel ve gayelerinde adımlarını daha ziyade uzatmaya ve dairelerini daha ziyade tevsi'e başlamışlardır.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ى

Aziz Üstadım! Cenab-ı Kibriya'nın mahza bir lütuf ve nihayetsiz bir kerem ü ihsanı olarak Nurlar Külliyatı, bu abd-i pür-kusur gibi nice gafillere ihsan buyurularak, sürekli yağmurların arz üzerinde tathirat yaptığı gibi; Nurlar mahallesinde şu asr-ı dalalet ve devr-i bid'atte çirkâb-ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula, "Zararın neresinden dönsen kârdır" ders-i ikazını vererek hamden sümme hamden zulmet vâdisinden çıkararak şâhika-i Nur'a yetiştirmişti.

Her nasılsa bir sene evvel "Ey Sabri! Belki hubb-u câha meyledersin, olur ki o cihette bir arzu uyandırır. Gel o bedbahtların bulanık havuzcuğuna bir daha dal, çık." denildi. Elhamdülillah