Dördüncü Fasıl

(Türkiye’de ve Dünya’da ınkişaf Eden Hadiseler ve Üstâd’ın Değerlendirmeleri)

Hazret-i Üstâd’ın, dünya hadiselerini Kur’ân ve iman hizmeti noktasından değerlendirmeye tabi tutması, sadece DP iktidarı döneminde değildir. Belki dünyadan ve hadiselerinden ve siyasetinden en çok uzak kaldığı yıllarda da, ona karşı tamamıyla bîgane kalmamış, hizmet-i Kur’âna taalluk eden noktalarıyla değerlendirmiş ve zaman-zaman talebelerine bildirmiştir.

İkinci Cihan Harbi hadiselerini ve Türkiye’de harbten sonra inkişaf eden bazı müsbet hadiselerin iyi cihetlerini iman ve Kur’ân nuruyla bakıp yaptığı değerlendirmeleri, neşrettiği lahika mektuplarında mevcutturlar. Fakat 1946 yıllarına kadar bu değerlendirmelerin tek bir tanesini dahi hükûmet ricaline bildirmiş değildir. CHP iktidarının son yıllarında yapmış olduğu sadece iki değerlendirmesini hükümet ricaline de bildirmesi olmuştur.

Bunlardan birisi: 1946 CHP iktidarının içişleri bakanı olan Hilmi Uran’a yazdığı ve fakat göndermediği, daha sonra CHP Genel Sekreterliğine geçtiğ’inde aynı yazıyı ona, bir de CHP iktidarının kendisine karşı uyguladığı merhametsizce zulüm ve tazyiklerin asıl sebeb ve mânâsını keşfedip kaleme aldığı ve zamanın Reis-i Cumhuru İsmet İnönü’ye 1947 yılı içerisinde gönderdiği istid’adır. Bu iki yazı dışında tek bir yazı -hapislerde iken yolladığı müdafaa parçaları hariç- gönderdiğ-i yoktur.

şikâyetleri havî istid’alar içinde, bilhassa Reis-i Cumhur’a yazılan istid’ada can damarı hükmünde çok büyük ve hayatî hakikatları ihtardan ibaret ve kudsî bir değerlendirmeyi taşıyan o iki yazı, bu kitabın ilgili yerlerinde kaydedilmiştir.

Amma 1950’den sonraki DP iktidarı döneminde ise, durum hayli değişik ve farklıdır. Çünki hadiselerin değerlendirmelerini kaleme aldığında yine en başta kendi talebelerine, zaman zaman da hükûmet ricaline intikal ettiriyordu. Bir kaç kez de direkt olarak DP’li hamiyetkâr zatları ikaz eden yazılar da gönderdi.

Buna göre, bazı çevrelerin; Üstâd’ın sadece DP iktidarında dünya hadiselerine baktı, siyasî ve içtimaî mevzularda değerlendirmeler yaptı.. Veya, (sözüm ona) tek partili, çok partili sisteme göre kendini ayarladı. Ondan önce hiç bakmadı, değerlendirmedi gibi lâf ve güzafların ilim ve hakikatla alâkası olacak hiç bir değeri haiz değildir. Bunları ileri sürenlerin, Bediüzzaman’ın hayat seyri ve yaşayışından haberleri yoktur diyebiliriz. Nitekim bu kitabın her bir faslında bu hadisat değerlendirmelerinden nümuneler


 /  
2249
Yükleniyor...