de kendi arabasıyla Eğridir yoluna çıktı. Bir talebesini de yüksekçe bir yere bırakarak, geldiklerini haber versin diye..Üstâd arabanın içinde oturup bekliyordu. Nihayet Tevfik ıleri ve Celâl Yardımcı’nın arabasının sür’atle yaklaşmakta olduğu görüldü. Arabaları Üstâd’ın arabasının tam yanında durdu. Onlar arabadan inmek isterken, Hazret-i Üstâd bir anda yay gibi arabasından fırlayarak, Tevfik İleri’nin arabadan inmesine fırsat vermedi. Arabasının penceresinden elini Tevfik ıleri’nin omuzuna koyarak bastırdı. Tevfik ıleri ve arkadaşları her ne kadar arabadan inmek ve Üstâd’ın ellerini öpmek istedilerse de, Üstâd zamanın nezaketini göz önünde bulundurarak, arabadan inmelerine mani’ oldu. Bu esnada arabanın arka koltuğunda oturan hanımları, arka kapılarını açarak dışarı çıktılar ve Üstâd’ın

(14) Aydınlar Konuşuyor, s: 50.

(15) Zübeyr ağabey sadece mülâkat ve görüşme kısmını anlatmıştır.

ellerini öpmek istediler. Asrî kıyafetli olan bu hanımları Hazret-i Üstâd reddetmedi, dirseklerini uzatarak öpmelerini söyledi. Diğer bir rivayette ellerine cübbesini sararak öptürdü. Bakanlarla da bir kaç dakikalık görüşüp konuştular.”(16)

İşte, gerek Menderes’in Üstâd’la selâmlaşması, gerekse Tevfik ıleri ve Celâl Yardımcı’nın görüşme hadisesi ve hikâyesi ve aslı özetle bundan ibarettir.

Evet, gerçekten Demokratların içinde bazı zatların, şahsen samimî olarak Hazret-i Üstâd’la alâkadarlıkları olmuştu. Bu alâkalardan meselâ 21.11.1951’de DP’lilerin Hazret-i Üstâd’a Diyanet Riyaseti içinde büyük bir vazife vermek istemelerine karşılık, Hazret-i, Üstâd’ın yazdığı şu mektubu bunun bir nümûnesidir:



Aziz sıddık, vefadar, fedakâr kardeşlerim!

Evvelâ: Bütün ruh-u canımla fevkalâde nuranî hizmet-i imaniyenizi tebrik ederim.

Saniyen: Ankara’da dindar ahrarların kongresinde, beni Diyanet Riyaseti dairesinde bir vazife ile tavzif etmeyi hararetle istemelerine ve Medreset-üz Zehra’nın Nur talebelerini bu meselede bana kabul ettirmekte vasıta yapmalarına karşı derim: O toplanmada bu teklifi yapan meb’uslara ve dindar arkadaşlarına çok teşekkür ve çok selâm ve muvaffakiyetlerine çok dua ederim.

Fakat ben ziyade za’fiyet ve şiddetli hasta ve ihtiyar ve kabir kapısında ve perişan olduğumdan, o kudsî vazifeyi yapmaya iktidarım olmamasından, benim yerimde Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi ve benim bedelime


 /  
2249
Yükleniyor...