(14) Aydınlar Konuşuyor, s: 50.
(15) Zübeyr ağabey sadece mülâkat ve görüşme kısmını anlatmıştır.
ellerini öpmek istediler. Asrî kıyafetli olan bu hanımları Hazret-i Üstâd reddetmedi, dirseklerini uzatarak öpmelerini söyledi. Diğer bir rivayette ellerine cübbesini sararak öptürdü. Bakanlarla da bir kaç dakikalık görüşüp konuştular.”(16)
İşte, gerek Menderes’in Üstâd’la selâmlaşması, gerekse Tevfik ıleri ve Celâl Yardımcı’nın görüşme hadisesi ve hikâyesi ve aslı özetle bundan ibarettir.
Evet, gerçekten Demokratların içinde bazı zatların, şahsen samimî olarak Hazret-i Üstâd’la alâkadarlıkları olmuştu. Bu alâkalardan meselâ 21.11.1951’de DP’lilerin Hazret-i Üstâd’a Diyanet Riyaseti içinde büyük bir vazife vermek istemelerine karşılık, Hazret-i, Üstâd’ın yazdığı şu mektubu bunun bir nümûnesidir:
“
Aziz sıddık, vefadar, fedakâr kardeşlerim!
Evvelâ: Bütün ruh-u canımla fevkalâde nuranî hizmet-i imaniyenizi tebrik ederim.
Saniyen: Ankara’da dindar ahrarların kongresinde, beni Diyanet Riyaseti dairesinde bir vazife ile tavzif etmeyi hararetle istemelerine ve Medreset-üz Zehra’nın Nur talebelerini bu meselede bana kabul ettirmekte vasıta yapmalarına karşı derim: O toplanmada bu teklifi yapan meb’uslara ve dindar arkadaşlarına çok teşekkür ve çok selâm ve muvaffakiyetlerine çok dua ederim.
Fakat ben ziyade za’fiyet ve şiddetli hasta ve ihtiyar ve kabir kapısında ve perişan olduğumdan, o kudsî vazifeyi yapmaya iktidarım olmamasından, benim yerimde Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi ve benim bedelime
Yükleniyor...