Bugün Zülfikâr’ın üçüncü zeylinin on ikinci sözünü okurken bir füyûzat eseri olarak, aşağıdaki manzum satırlar sudûr etti. Eskiden müstaid olan fıtratım, iki senedir hikmet-i huda, tek bir manzum meydana getiremez iken, perişan olan bu mısraların meydana gelişini bir hikmete hamlederek, inşaallah açılır ümidiyle teberrüken arzına cesaret ettiğimden özür diler, kusurlarımın bağışlanmasını yalvararak mübarek ellerinizden saygı ve huşu’ ve hürmetle öper, duanızı istirham ederim. Cümle arkadaşlarım saygı ve selâmlarını da iblağ ederim efendim Hazretleri.

Muhammed Reşad

Zülfikârı Okurken

Bu nasıl ifade, bu nasıl kelâm,

Ey Allah’ın dostu sana bin selâm.



Cezalet, belağat bu hüsn-ü üslub,

Ancak sana vermiş gaffar-ez zünub



Kur’âna hizmetin mükâfatı mı,

Tefsir-i Kur’ânın bir sıfatı mı.



Allah’ım Zülfikâr ne azim eser,

İçtikçe kanılmaz bir havz-ı kevser.



Dillere muhatap bir nur-u mübin,

Sanki dile gelmiş, Kur’ân-ı Kerim.



Habib-i Ekrem’den (A.M.) söylüyor gibi,

Velî değil ya ne, bunun sahibi.



Bu yalnız ilim eseri değil,

Eğil ey dost sen de önünde eğ’il.

diyen

Velîlik tacını başına giyen.



Ey Bediüzzaman ey abd-i Said,

Veyl ona ki, ola o senden baid.



Ey benim sultanım kurbanın olam,

Dua et potanda ben de yoğrulam.


 /  
2249
Yükleniyor...