buçuk senedir(82) yeni harf bilmediği halde, ben bazı merak ettiği nokta için dinlettiriyordum.

(82) Düvel-i ıslamiye birleşmesinin mebdei 2 Nisan 1954 olup 24 Ocak 1955’de Bağdat paktı teşekkülüyle başlamıştır. O sıra Hazret-i Üstâd İslâm âleminde uyanan yeni -yeni haberleri almak üzere bazı gazeteleri dinlemiştir. A.

Acaba bu kadar infiradî inziva bir hayata sahip olan ve böyle bir acib seciyesi bulunan ve dünyanın en yüksek şeylerine beş para ehemmiyet vermediği ve bu kadar musibetlere giriftar olduğu halde, menfice hareket etmediği, müdafaatında dediği gibi: “Yirmi sekiz senedeki bana edilen emsalsiz işkencelere, sekiz günde intikamımı alabilirdim.” Fakat Kur’ânın bir kanun-u esasisi olan sırrıyla, asayişi bütün kuvvetiyle muhafaza için o işkenceli zulümlere karşı menfice hareket etmediği mahkemelerce tahakkuk etti... Acaba böyle bir adamın siyasî cem’iyetlerle münasebeti olabilir mi?

Eğer onun Nur talebelerine Üstâdlığı itibarıyla cem’iyet namı verilse, bütün vâizlere, muallimlere ve imamlara cem’iyet namı vermek gibi olur. Belki onun hizmet-i imaniyesi; haricî, dahilî düşmanlara karşı bir manevî mücahede olduğu itibarıyla, ona cem’iyetçi denilse; bütün zabitlere, taburlara cem’iyet namı vermek lâzım gelir.

Üstâd’ım Said-i Nursi Uhuvvet-i İslâmiye itibarıyla, bütün hayatında bütün Müslümanlara bir irtibatı ve tesanüd ve muhabbeti taşıdığı halde, ona cem’iyetçi demek uydurma bir ittihamdır. Âlem-i İslâmın mecmuuna gizli cem’iyet denilemez. Yüzde doksan sekiz adam, bir kaç adama karşı cem’iyettir demek, bir hezeyandır. Çünki ekseriyete karşı ekalliyetin içtimaına cem’iyet namı verilir.

Meclis-i meb’usanda, divan-ı riyasette M.Kemal’in hiddetli, şiddetli itirazına karşı en gizli sırlarını çekinmiyerek söyliyen.. ve Divan-ı Harb-i Örfi’de irtica’ ittihamına karşı: “Eğer Meşrutiyet, ıttihad ve Terakkî partisinin istibdadından ibaret ise, bütün dünya şahid olsun ki ben mürteciim” diyen, darağaçlarına beş para ehemmiyet vermiyen ve bir makalesiyle yirmi bin adamın İttihad-ı Muhammedî Cem’iyeti’ne girmelerine vesile olan ve bütün hayatında esrarını ifşa eden bir adama: “Siyasi gizli cem’iyet kuruyor” denilse, elbette gayet kat’î bir hatadır.

Hem şimdi cem’iyet namını vermek, bu otuz senede bu kadar tarassudlar ve mahkemelerdeki yüzlerle mektuplar ve Risale-i Nur kitaplarının tedkiki neticesinde, beş mahkemenin cem’iyete dair en küçük bir emare bulmıyarak verdikleri beraet hükümlerini ittihamdır.

Said-i Nursi’nin şiddetli hastalığı

zamanında hizmetinde bulunan

Ziver Gündüzalp”(83)


 /  
2249
Yükleniyor...