Samsun mahkemesi ve davası, başlangıç ve sebebi için; bütün tarihçeler, Üstâd’ın İstanbul Gençlik Rehberi mahkemesinden Emirdağ’a döndükten sonra ve
(67) Bilinmeyen taratlanyla Said-i Nursi 6. Baskı, s: 376.
(68) Risale-i Nur müellifi Said Nur, Eşref Edip son baskı, s: 90.
1952 yılı Ramazan âyı içinde (Yani mayıs sonu ve haziran başlarında) Hazret-i Üstâd tek başına kıra çıkmış olduğu bir günde, musallah bir jandarma başçavuşu ile üç jandarma erinin Üstâd’ın yanına giderek “Neden sarık ve külah başına takıyorsun, şapka giymiyorsun?” diyerek, Üstâd’ı alıp karakola getirmeleri(69) ve bunun üzerine Üstâd’ın yazdığı arzuhal ve bu arzuhalin bilâhare Samsun’da münteşir “Büyük Cihad” gazetesinde;gazete sahibi Mustafa Bağışlayıcı islam DP sine girdiği için, DP nin dine karşı lakaydlıklarını göstermek üzere Hz. Üstâd’ın yazısının başına “EN BÜYÜK ISPAT” diye başlık koyarak neşredilmesi ve nihayet Samsun C.Savcılığınca dava açılmasıyla başladığını yazarlar.
Gösterilen sebeb ve başlangıç tarihi, bir noktadan sahih olmakla birlikte; 1950’den sonra, Afyon mahkemesi dışında cereyan eden mahkeme hadiselerinin birincisi olan “Emirdağ’da şapka mahkemesi” kısmında kaydettiğimiz üzere, Hazret-i Üstâd 1951’de de yine şapka için rahatsız edilmiş ve mahkemeye sevkedilmiştir. Başlangıç olarak aslı bu mudur? Yoksa 1952 Ramazanında başladığını yazan tarihçelerin dediği midir, kesin bilemiyoruz.
Samsun mahkemesinin, asıl başlangıcı ise şöyledir: 1952 yılı içinde Samsun sorgu hâkimliği ve savcısının kararname ve iddianameleri ekli olarak Ağır Ceza Mahkemesi’nden Üstâd’a Emirdağ’a bir celbname geldi. Hazret-i Üstâd da Emirdağ adliyesi kanalıyla buna cevab yolladı. Üstâd’ın cevabî yazısı aynen şöyledir:
“
Samsun mahkemesinin sorgu hâkimi ve savcısının, Büyük Cihad’da intişar eden bir şekvama dair beni Samsun Ağır Ceza Mahkemesine vermelerine dair bir da’vetiye geldi. Bana okudular, içinde yalnız dört nokta nazar-ı ehemmiyete alınabilir gördüm.
Bu meselenin hakikatı şudur: Ben hasta iken Emirdağ’ındaki kardeşlerim yanıma geldiler. Emirdağ’ında başıma gelen hadiseye dair konuştuk. Hem hastalıklı, hem hiddetli, hem Ankara’ya şekva suretinde bir şeyler söylemiştim. Yanımdaki hizmetçim kaleme aldı. Nur talebelerinin
Yükleniyor...