1952 Martında Gençlik Rehberi mahkemesi beraetle neticelendikten sonra yazdığı anlaşılan Üstâd’ın bir mektubu şöyledir:
“Aziz Kardeşlerime beyan ediyorum ki: Ben İstanbul’a ve İstanbul’daki dostlarıma pek ziyade müştaktım. Her vakit ruhen temennî ediyordum ki; İstanbul’a gelip bu mübarek şehirdeki sadık dostlarımı ve ahbablarımı göreyim. Fakat maatteessüf otuz senedenberi tecrid ve inzivada bulunduğum için, insanlarla görüşmeye zaruret olmadıkça tahammülüm kalmadığından; za’fiyetten, ihtiyarlıktan ve hasta bulunmuş olmaktan dolayı fazla konuşamıyorum. Buna mukabil kat’iyyen size haber veriyorum ki: Risale-i Nur’un her bir kitabı bir Said’dir. Hangi kitaba baksanız, siz benimle karşı karşıya görüşmekten on defa ziyade hem faydalanır, hem hakikî surette benimle görüşmüş olursunuz.
Ben şuna karar vermiştim ki: Allah için benimle görüşmek istiyenleri, görüşemediklerine bedel, her sabah okuduklarıma, dualarıma hissedar ediyorum ve inşaallah etmekte devam edeceğim.
SAİD-İ NURSİ(68)”
Üstâd EMİRDAş’A DÖNÜYOR
Gençlik Rehberi mahkemesi ve safahatı sona erip beraetle neticelendikten sonra, Hazret-i Üstâd İstanbul’da daha fazla durmadı, tekrar Emirdağ’a döndü. Fakat bu dönüşün tarihi kesin olarak hangi gün ve ayda olduğu hakkında bir bilgimiz yoktur. İstteki mektup mart veya nisan ayında yazıldığına göre, Hazret-i Üstâd’ın herhalde nisan ayı içinde dönmüş olabileceği ihtimal dahilindedir. Ayrıca devam eden Afyon mahkemesinin 30 Mayıs 1952’deki celsesinde de hazır bulundu ve bu celsede İstanbul barosu avukatlarından Abdurrahman şeref Laç’da bulundu. Bir gün sonra da Büyük Doğu mecmuası mahkeme safahatını neşretti. Buna göre, Hazret-i Üstâd, mesela Nisan başında İstanbul’dan ayrılmış ise, ikibuçuk ay kadar İstanbul’da kalmış ve Nisan başlarında Emirdağ’a gelmiş oluyordu.
Yükleniyor...