insaflı zabıtaları bunu tasdik etmişler.

Üçüncüsü: Dini siyasete alet yapmak istiyor diye beni suçlu yapıyorlar?.. Sebilürreşad’ın yüzonaltıncı sayısındaki “Hakikat Konuşuyor” namındaki makalem buna kat’î cevabtır. Kısaca hülâsası şudur:

Elcevab: Bütün dünyasını hatta lüzum olsa kendi şahsî ahiretini dine feda etmeye bütün hayatı şehadet ettiği; Ve otuz beş senedenberi siyaseti terkettiği, beş mahkeme bu mes’eleye dair kat’î bir delil bulamadığı; Seksenden geçmiş, kabir kapısında, dünyada hiç bir şeye mâlik olmıyan bir adam hakkında: “Dini siyasete alet yapıyor” diyen yerden göğe kadar haksız ve insafsızdır. Hem bu iftira ile beraber güya “asayiş ve emniyeti ihlâl etmek istiyor?” Halbuki Kur’ân-ı Hakimden aldığı hakikat dersi ve talebelerine verdiği ders şudur ki:

“Bir hanede veya bir gemide bir tek masum, on canî bulunsa; Adalet-i Kur’âniye o masumun hakkına zarar vermemek için o haneyi yakmak, o gemiyi batırmak men’ ettiği halde.” Dokuz ma’sumu bir tek cani yüzünden mahvetmek suretinde o haneyi yakmak, o gemiyi batırmak en azim bir zulüm, bir cinayet, bir gadır olduğundan; dahilî asayişi ihlâl suretinde, yüzde on canî yüzünden doksan masumu tehlikeye ve zararlara sokmak, adalet-i ilâhiye ve hakikat-ı Kur’âniye şiddetli men’ ettiği için; Biz bütün kuvvetimizle o ders-i Kur’ânî itibarıyla asayişi muhafazaya kendimizi dinen mecbur biliyoruz.

Bu üç dört madde ile bizi ittiham ettiler. Lüzumsuz mahkemeleri bizimle meşgul eden gizli düşmanlarımız, şüphemiz yoktur ki; Onlar ya siyaseti dinsizliğe alet etmek istiyorlar.. Veya komünist perdesi altında bu mübarek vatanda bilerek veya bilmiyerek anarşiliği yerleştirmek istiyorlar. Çünki bir Müslüman İslâmiyet dairesinden çıksa, mürted ve anarşist olur. Hayat-ı içtimaiyeye zehir hükmüne geçer. Çünki anarşi hiç bir hak tanımaz. ınsaniyetin seciyelerini canavar hayvanların seciyesine çevirir ki; Ahirzamanda gelecek ye’cûc ve me’cûcun komitesi anarşistler olduğuna Kur’ân işaret ediyor.

SAİD-İ NURSİ”(64)

Hazret-i Üstâd’ın öz ifadesiyle olan şu üstteki müdafaatı, bilahare merhum Eşref Edip tarafından bazı tasarruflarla açık Türkçeye çevirilerek; kendisinin neşrettiği tarihçe kitaplarında o surette neşredildi. Daha sonraları 1958’de neşredilen Büyük Tarihçe-i Hayat kitabına da o şekilde dercedildi. Lâkin 1965’lerden sonra neşredilen Emirdağ-2 lahika kitabında Üstâd’ın öz ifadesiyle olan bu müdafaası neşredildiği gibi, bu kitapta da biz Hazret-i Üstâd’ın öz ifadesiyle olan şeklini tercih ettik. Zira onun öz ifadeleriyle olan her şey daha başkadır, tatlıdır, güzeldir. Her ne kadar Hazret-i Üstâd, Eşref


 /  
2249
Yükleniyor...