Hazret-i Üstâd ile ilgili cereyan etmiş diğer mahkemelerini ve başka hadiselerin mesele ve işlerini ve en mühimi olan neticede nurun alemde serbestlik kazanma keyfiyetini iki fasıl halinde yazmak istiyoruz. Birinci faslı, mahkemelere ve sair hadiselere.. İkinci faslı ise, serbestlik devresi ve keyfiyetine ayıracağız. Fakat bu iki fasıl arası hayli geniştir, dikkat lazımdır.
BİRİNCİ FASIL: Afyon mahkemesi devam ederken; Emirdağ, İstanbul, Samsun ve Isparta savcılıkları da Üstâd aleyhinde yeni yeni davalar açmışlardı. Hazret-i Üstâd bu davalarda sadece İstanbul’da açılan Gençlik Rehberi mahkemesine gidebildi. Emirdağ’dakinde de ifade verdi. Samsun ve Isparta ‘da açılan davalara istinabe yoluyla ifadeler verdi ve müdafaalar yazarak gönderdi.
Bu dört mahkemeler dışında ayrıca 1950 DP iktidarı döneminin ilk başlarında, Hazret-i Üstâd’ın bir kaç defa menzili arandı. Ayrıca gelen ziyaretçi misafirler karakollara çağrıldı, takipler yapıldı. Kaymakam aleyhte maksadlı ve garazkârane propagandalar yürüttü vesaire gibi bir çok mesele ve hadiseler...
Hem Afyon mahkemesi devam ederken, açılan mezkûr dört tane büyük mahkemeler dışında, diğer bazı hadiseler de cereyan etti. Bunların içinde en mühimmi: Isparta adliyesinde dört sene müsadere edilen yüz yetmiş adet Zülfikâr ve Asa-yı Musa’ların imha edileceği haberi idi. Aynı günlerde, Ankara’da Mustafa Sungur’dan zabıtaca alınan bazı Nur risaleleri ve Üstâd’ın evinde yapılan aramalarda elde ettikleri Arabi İşarat-ül İ’caz vesaireyi de buna dahil etmek teşebbüsü vardı. Bu kitaplardan bazıları hakkında CHP döneminde ıçişleri Bakanlığı ve sonra bakanlar kurulunca verilmiş gayr-ı kanunî bir müsadere kararına tabaen imha edilmesi için 1950-1951 arası sinsice ve kesif bir hareket başlatılmıştı. Bu iş ise, mutlaka CHP zihniyetli mihraklar tarafindan körükleniyordu. Gaye ve hedef açıktı; Halkın ve Müslüman dindar milletin iradesiyle iktidara gelen DP’nin hükûmeti, Ezan-ı Muhammedî gibi müsbet ve ferahlatıcı icraatlarını, henüz işin başında iken, ayrı bir cepheden kötületmek, nefret ettirmek ve müslüman halkı, bilhassa Nur talebelerini hükümetten ve DP’lilerden küstürmek vesaire...
Perde altında sistemli şekilde yürütülen o hareket ve niyetlere karşı Hazret-i Üstâd ve Nur talebeleri de, müsbet yönde kesif bir faaliyet içine girdiler. Reis-i Cumhura, Başvekile ve diğer bazı bakanlara yazılan istid’alar ve bazı meb’uslarla yapılan görüşmeler, Diyanet Riyaseti nezdinde yapılan girişimler vesaire...
İşte bu hususta Hazret-i Üstâd’ın ve Nur talebelerinin yaptıkları muhabere ve yazışmalarından bazı örnekler veriyoruz:
Yükleniyor...