Kur’an hakkında

قُلْ لَ ِنِ اجْتَمَعَتِ اْلاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَي اَنْ

يَاْتُوا دِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْآنِ لَا يَاْتُونَ دِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا

denilmiştir.) Evet, zira o Kur’an, cezalet-i nazmiyesi ile ve belâgat-ı meaniyesiyle ve bedaat-ı üslubuyla ve beraat-ı beyanıyla ve pek çok makbul vücûh-u maâniyi câmiiyet-i lafzında saklayan fesahat-ı lafziyesi, ile ve bütün müctehidînin me’hazlerini ve ezvak-ı ârifîn, meşarib-i vasilîn, mesalik-i kamilînin ve mezahib-i muhakkikînin hakikat ve tarikatlarını da mutazammın olan şu bahr-i şeriatı camiiyetinde toplamasıyla ve ona olan hüsn-ü delâletiyle, bütün bülega ve füseha ve üdebayı dize getirmiş, ilzam ve ifham etmiştir.

Hem her asırda, Kur’anın tazelik ve taravetli gençliği ile ve bütün asırlarda her tabakanın fehmine uygun gelen meanisinin liyakat ve muvafakatıyla; bütün dâhî edib ve hatîblerin ve meşhur âlim ve beliğlerin seslerini kestirerek, ağızlarını kapatıp ilzam ederek; i’caz-ı belâgatına karşı diz çöktüren, hayretle kendini dinlettiren, belki, bütün insanları birtek suresinin nazîresini getirememekle âciz bırakan Kur’an nerede?. Sonra beşerin kelâmı nerede? Heyhat, eynessera minessüreyya!

اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ الْقُرْ آنِ وَ بِحَقِّ مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنَ نَوِّرْ قُلُوبَنَا بِنُورالْقُرْآنِِ

وَاجْعَلِ الْقُرْآنَ شِفَاءً لَنَا فِي حَيَاتِنَا وَ بَعْدَ مَمَاتِنَا ر وَاجْعَلْهُ لَنَا فِي الدُّنْيَا قَرِينًا

وَفِي الْقَبْرِ مُونِسًا وَفِي الْقِيَامَةِ شَفِيعًا وَعَلَي الصِّرَاطِ نُورًا وَمِنَ النَّارِ

سِتْرًا وَحِجَابًا وَاِلَي الْخَيْرَاةِ كُلِّهَا دَلِيلاً وَاِمَامًا بِفَضْلِكَ وَجُودِكَ

 /  
742
Yükleniyor...