Çok işde Hak onu muvaffak ede

Tevafuk, makam-ı tevakkuf değil!

Ahmed Galib

(Rahmetullahi Aleyh)

* * *


[Merhum Binbaşı Âsım Bey'in fıkrasıdır.]


Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber

Bu hakikatı kabul ve tasdik etmeyen bed-mayeler

Kalır dalalet ve vâdi-i hüsranda nice seneler

Bunları irşad edip kurtarmaktır hüner

Hidayet erişse eğer, o vakit boyun eğer

Cümlenin ıslahını niyaz edip Hâlık'a yalvaralım

Hep envâr-ı Kur'aniye olan Sözler'i okuyup anlatalım

Bu yolda bizler de feyz alıp dilşad olalım

Fenayı bekaya tebdilde rıza-yı Bâri'ye kavuşalım

Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib

Bu hakikatları söylemekle olur şübhesiz galib.

Binbaşı Âsım

(Rahmetullahi Aleyh)

* * *


Sekizinci Risale olan Sekizinci Mes'ele

[Şu Mes'ele altı sualin cevabı olup "Sekiz Nükte"dir.]


Birinci Nükte:

Bir dest-i inayet altında hizmet-i Kur'aniyede istihdam edildiğimize dair çok enva'-ı işarat-ı gaybiyeyi hissettik ve bazılarını gösterdik. Şimdi o işaratın bir yenisi daha şudur ki: Ekser Sözler'de tevafukat-ı gaybiye var.

{(Haşiye): Tevafukat ise, ittifaka işarettir; ittifak ise, ittihada emaredir, vahdete alâmettir; vahdet ise, tevhidi gösterir; tevhid ise, Kur'anın dört esasından en büyük esasıdır.}

Ezcümle: "Resul-i Ekrem" kelimesinde ve "Aleyhissalâtü Vesselâm" ibaresinde ve "Kur'an" lafz-ı mübarekesinde, bir nevi cilve-i i'caz temessül ettiğine bir işaret var. İşarat-ı gaybiye ne kadar gizli ve zaîf de olsa, hizmetin makbuliyetine ve mes'elelerin hakkaniyetine delalet ettiği için bence çok ehemmiyetlidir