Şeyh Sa'dî bu vakıayı, kısaca hülâsasını Gülistan'ında yazmıştır. Acaba talebelerin

نَصَرَ نَصَرُوا نَصَرَتْ

gibi sarf ve nahvin küçücük mes'eleleri, tekyelerdeki virdlere racih gelirse.. Risale-i Nur'un

آمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ مَلٰئِكَتِهِ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَبِالْيَوْمِ اْلآخِرِ

deki hakaik-ı kudsiye-i imanîyi en kat'î ve vâzıh bir surette ders verip, en muannid zındıkları ve en mütemerrid feylesofları susturup ders verirken; onu bırakıp, yahut sekteye uğratıp veyahut kanaat etmeyip, tarîkat hevesiyle, Risale-i Nur'dan izin almayarak, kapanmış hangâhlara girmek ne derece yanlış olduğunu ve bizi bu şefkat tokatına ne derece istihkak kesbettiğimizi gösteriyor.

Said-ün Nursî

* * *