için, ehl-i ilim ve ehl-i kitab bulunan o zaman ülema-i Yehud, Peygamber-i Zîşan Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ümmiliğine ve kıllet-i ilmine gayet haksız bir taarruz ettiklerine manen bir cevabdır. Şöyle ki:

Âyet-i Kerime der: "Tahkik ve ikna' gibi pek çok hikmetler için ayrı ayrı faideler nokta-i nazarında çok müteaddid neticeleri bulunan bir hakikatı, umumun bilhassa avamın kalbinde yerleştirmek için, erkân-ı imaniye gibi herbir mes'elesi bin mesail kıymetinde ve binler hakaikı tazammun eden mes'eleleri, ayrı ayrı mu'cizane tarzlarda tekrarını, hasr-ı kelâmî ve kusur-u zihnî ve sermayenin noksaniyetinden değildir. Belki hadsiz, nihayetsiz hazine-i ezeliye-i kelâm-ı İlahîden alınan ve âlem-i gayb hesabına âlem-i şehadete müteveccih olup cinn, ins, ruh, melekle konuşan ve her ferdin kulağında taninendaz olan Kur'anın menbaı bulunan kelâm-ı ezelînin