اِنَّ اْلاِمْكَانَ الذَّاتِىَّ لَا يُنَافِى الْيَق۪ينَ اْلعِلْمِىَّ
Meselâ: Barla Denizi su olarak yerinde bulunduğuna yakînimiz var. Halbuki zâtında mümkündür ki; o deniz, bu dakikada batmış olsun ve batması mümkinattandır. Bu imkân-ı zâtî, madem bir emareden neş'et etmiyor, zihnî bir imkân olamaz ki, şekk olsun. Çünki yine ilm-i usûl-i dinde bir kaide-i mukarreredir ki:
لَا عِبْرَةَ لِْ۫لاِحْتِمَالِ الْغَيْرِ النَّاش۪ىءِ عَنْ دَل۪يلٍ
Yani: "Bir emareden gelmeyen bir ihtimal-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki, şübhe verip, ehemmiyeti olsun." İşte bu
Yükleniyor...