var. Hattâ muhabbetin de ihlas ile bir zerresi
batmanlarla resmî ve ücretli muhabbete tereccuh eder.
İşte bir zât bu ihlaslı muhabbeti böyle tabir etmiş:

وَ مَا اَنَا بِالْبَاغ۪ى عَلَى الْحُبِّ رِشْوَةً ضَع۪يفٌ هَوًى يُبْغٰى عَلَيْهِ ثَوَابٌ

Yani: "Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükâfat istemiyorum. Çünki mukabilinde bir mükâfat ve bir sevab istenilen muhabbet zaîftir, devamsızdır." Hattâ hâlis muhabbet, fıtrat-ı insaniyede ve umum vâlidelerde dercedilmiştir. İşte bu hâlis muhabbete tam manasıyla vâlidelerin şefkatleri mazhardır. Vâlideler o sırr-ı şefkat ile, evlâdlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfat, bir rüşvet istemediklerine ve taleb etmediklerine delil; ruhunu, belki saadet-i uhreviyesini de onlar için feda etmeleridir. Tavuğun bütün sermayesi kendi hayatı iken, -Hüsrev'in müşahedesiyle- yavrusunu itin ağzından kurtarmak için kafasını ite kaptırır.

Dördüncü Mes'ele:

Esbab-ı zahiriye eliyle gelen nimetleri, o esbab hesabına