بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Birinci Baskı’nın

Takdim ve İfade-i Meramı

İlim ve kitabetle meşgul herkesin malûmudur ki, kıymetli kitapların, bilhassa zaman geçtikçe kıymetleri, hüsünleri daha da çok artan eserlerin üzerinde müteaddide tercümeler, şerhler ve hâşiyelerin terettüb etmiş olduğu gayr-ı kabil-i inkâr bir vakıadır. Hattâ şerhlerin şerhi, hâşiyelerin hâşiyeleri de yapıldığı yine erbab-ı ilimce malûmdur.

İşte cihandeğer olan şu Mesnevî-i Arabî’nin tercümesini, elhak ulûm-u İslâmiyede oldukça rüsûha sahip, bilhassa ilm-i belâgat-ı Kur’aniyeye vukufiyeti meşhur ve Hz. Üstad’ın Eski Said zamanındaki biricik talebesi ve kardeşi olan merhum Molla Abdülmecid Efendi, ömrünün son yıllarında yaparak ortaya koydu. Şu anda elimizdeki eser, aynı zamanda Hz. Üstad’ın tasviblerine mazhar olarak neşredilen ve birçok istifadeye medar olmuş olan bu kitab, elbette daimî bir yadigâr-ı kudsî halinde ve daima esas olarak devam edip gidecektir.

Bununla beraber, o mübarek ve nurlu kitab, “En son tercümedir, onun üstünde ve ondan başka daha hiçbir tercüme yapılamaz, memnu’dur” diye bir şeyin mevzu-u bahis olmaması icab eder kanaatındayım. Ve bu hususta Hz. Üstad’ın mektub ve vasiyetlerinde herhangi bir şeye rastlanmadığı gibi, bilakis tercüme ve tekmiline dair tavsiyeleri vardır.

Binaenaleyh, Molla Abdülmecid Efendi’nin tercümesini (hâşâ!) beğenmemek, takdir etmemek değil. Ama şu da vardır ki, bizzat kendisinin de müteaddit yerlerde beyan buyurdukları üzere; bir kısmının yalnız mana-yı mefhumunu almış, bir kısmını terkedip tercüme etmemiş, bir kısmını da çok kısa ve hülasalı tercüme etmiş olduğu açıktır. Oysa ki, Hz.Üstad, arapçasının tamamını neşrettirmişlerdi.