Atıf yardım sayfası


 
ATIF NEDİR?

Atıf kısaca birbiriyle alakalı metinleri birbirine bağlamak demektir. Bu işleme haşiyecik ve montalama ismide verilmektedir.

Daha ayrıntılı bir anlatımla "Yöneltme, çevirme, ilişki bulma, gönderme yapma, iki şeyi birleştirme" manalarına gelmektedir. Bizim bu kelimeyi kullanırken anlamamız gereken mana ise Risale-i Nur külliyatındaki birbirine azamî derecede münasebattar olan manaları içeren paragrafları birbirine bağlamak, birbirileyle münasebetini kurmak demekdir. Bizler bu münasebetleri kitabımızın kenarlarına alınan sayfa numaralarıyla belirtiyoruz.

Üstad hazretleri bu konuda şöyle bir tavsiyede bulunur:
Arabî "Vird-ül Ekber-i Nuriye" tab'edilmişse, arabî bilmeyen Risale-i Nur şakirdlerine bir teshilât olmak için Yedinci Şua Âyet-ül Kübra ve Yirminci Mektub'da izah ve tercüme edilen sahifelerinin numaraları, Vird-ül Ekber'in kenarlarına rakamla bir haşiyecik gibi yazılsa iyi olur. Yani "Bu arabî makam, filan risalede, filan sahifede izahı var" diye işaret edilse ve elmas kalemli kardeşlerimiz bunu tevzi' edip, herbiri bazı nüshaları böyle işaretlerle kaydetse ve hem el makinesiyle yaptığınız veya matbaadan gelen risalelerden nümune için bir-iki nüshasını bize gönderseniz iyi olur.

(Kastamonu Lahikası - 222)

NİÇİN BU SİSTEMİ HAZIRLADIK?

 Atıf sisteminin genel amacı: Risale-i Nur Külliyatındaki anlaşılması muğlak veya manaları derin yada kapalı olan metinleri daha kolay bir tarzda anlaşılması  için Risale-i Nurun hocası Risale-i Nurdur mantığıyla tanzim, tasnif, şerh, îzah, haşiyecik ve atıflar ile kapalı manaları açmanıza yardımcı olmakdır.  

ATIF ÖRNEKLERİ

1. ÖRNEK:

Sözler 5’deki 1. paragrafda geçen “ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum” metinini daha iyi anlamak ve tefekkür dairemizi genişletmek için, Risale-i Nurun hocası Risale-i Nurdur mantığıyla hareket edip külliyatın başka yerlerinde bu cümleyi tafsil, icma, şerh ve îzah eden veya aynı manaya kuvvet veren metinleri bulmalı ve bu metinleri birbirine bağlamalıyız.

Bu metine şu cümleyi bağlamak yerinde bir atıf(bağlama, ilişki kurma) olacaktır:

"Madem nefsim emmaredir. Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Öyle ise, nefsimden başlarım."

Sözler 269

Bu atıfdan, Üstad hazretlerinin birinci paragrafımızdaki “ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum” metninde anlatmak istediği manayı daha iyi anlıyoruz. Islah ve terbiye ilk önce nefisden başlaması gerekiyor.

Yine aynı cümleye şu atıfı yapabiliriz:

Kendi nefsime kazandığım hakaik-i imaniyeyi ve nefsimde tecrübe ettiğim manevî ilâçları, sair insanların eline geçmek için o kapıyı açık bırakıyorum. 

Mektubat 63

Üstad hazretlerinin ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum” cümlesine birde yukarıdaki(M.63) cümlenin penceresinden baktığımızda, şu mana çıkabiliyor ve aynı manayı ifade eden cümleler birleştirildiğinde, ifade edilmeye çalışılan mana kuvvet bulabiliyor: Risaleleri, müellif-i muhterem kendi nefsi için yazdığını, fakat nur talebelerinin istifadesi için neşrettiğini beyan ediyor. 
 

2. ÖRNEK

Şimdide misal olması açısından başka bir metine atıf yapmayı deneyelim. Bu sefer Sözler 5’deki “nefsime demiştim” metinine şu atıfı yapabiliriz:

Çünki o dersler, ulûm-u imaniyeden olduğu için, bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter.

Barla L. 260

Bu cümleden anlaşılıyorki: Bu dersleri okuyan şahsın karşında dinleyecek hiç bir kimse olmasa, kişi yalnız kendi nefsine okusa dahi kâfidir. Risale-i Nurlar sadece insanlara ders vermek için değil, ders almak içinde yazılmıştır. Bu atıf şunun için yapılıyor: Kendi nefsine niçin okuduğunu ikinci metinden anlıyoruz. Demek bu bu dersler ulûm-u imaniyeden olduğu için, Hz. Üstad kendi nefsine okuduğunu söylüyor. Belkide birinci metindeki(S.5’deki) asıl maksadı bizim yaptığımız atıf değildi, ancak şu varki: Bu ikinci metinde(BL.260’daki) Risale-i Nurda geçiyor ve bu şekilde iki cümlede Hz. Üstadın olduğundan Risale-i Nurun hocası Risale-i Nurdur mantığıyla birinci metinin mana mertebesindeki bir ferdine ulaşmış ve tefekkürümüzü genişletip neşelendirmiş oluyoruz.

Görüldüğü üzere bir kaç atıf numunesi gösterdik. Biz burada bir cümleye iki atıf yaptık. Sizler bu sayıyı onlara hatta yüzlere çıkarabilirsiniz ki külliyattaki herhangi bir metin, başka metinlerle sayısız bağlantı kurabilmektedir. Atıf bir cihette montajlama demekdir. Bilirsinizki mobilyacılar bir dolap yapmak için, birbirine münasebatı olup birbirini tamamlayan bir çok parçayı birleştirirler ve ortaya ilk baştaki birbirinden ayrı malzemelerden çok daha farklı bir parçalar bütünü ortaya çıkar. Nasılki mobilyacı parçaları birleştirerek bu dolabı oluşturur, bizlerde Risale-i Nurdaki birbirine münasebettar metinler arasında bağlantı(atıf) kurarak, kendi aralarında yansıma oluşturup nihayetsiz mana derinliklerine dalmamıza vesile yapabiliriz ve münâsebeti olan metinlerin her biri ayrı bir çiçek olup bir deste haline geldiğinde daha farklı güzel kokular yayabilir. Üstad hazreletinin şu cümlesi hatırıma geliyor :  Malûmdur ki; yedi-sekiz urgan toplansa, kuvvetli bir halat olur(M.128).  Burada Risale-i Nurda geçen şu paragrafları tefekkür etmek, konuyu daha iyi anlamamıza vesile olacaktır.

Maddî ve manevî her şeyde yardımın ve içtimaın büyük kuvvet ve tesiri vardır. Evet in'ikas sırrıyla, üç şeyin hüsnü içtima ederse, beş olur. Beş içtima ederse, on olur. On içtima ederse, kırk olur. Çünkü herşeyde bir nevi in'ikas ve bir nevi temessül vardır. Nasılki birbirine mukabil tutulan iki âyinede çok âyineler görünüyor; kezalik iki-üç nükte veya iki-üç hüsn içtima ettikleri zaman pek çok nükteler, pek çok hüsünler tevellüd eder. Bu sırra binaendir ki, her hüsn sahibinin ve her bir sahib-i kemalin emsaliyle içtima etmeye fıtrî bir meyli vardır ki, içtimaları zamanında hüsünleri, kemalleri bir iken iki olur. Hattâ bir taş, taşlığıyla beraber kubbeli binalarda ustanın elinden çıkar çıkmaz başını eğer, arkadaşıyla birleşmeğe meyleder ki, sukut tehlikesinden kurtulsunlar.

İşarat-ül İ'caz ( 39 

ATIF YAPMANIN TAVSİYE EDİLDİĞİ MEKTUP

      Arabî "Vird-ül Ekber-i Nuriye" tab'edilmişse, arabî bilmeyen Risale-i Nur şakirdlerine bir teshilât olmak için Yedinci Şua Âyet-ül Kübra ve Yirminci Mektub'da izah ve tercüme edilen sahifelerinin numaraları, Vird-ül Ekber'in kenarlarına rakamla bir haşiyecik gibi yazılsa iyi olur. Yani "Bu arabî makam, filan risalede, filan sahifede izahı var" diye işaret edilse ve elmas kalemli kardeşlerimiz bunu tevzi' edip, herbiri bazı nüshaları böyle işaretlerle kaydetse ve hem el makinesiyle yaptığınız veya matbaadan gelen risalelerden nümune için bir-iki nüshasını bize gönderseniz iyi olur.

(Kastamonu Lahikası - 222)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ  وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ رَسَائِلِ الَّتِى كَتَبْتُمْ وَ تَكْتُبُونَ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

            Onuncu Şua namında, yazdığınız Fihriste'nin İkinci kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümid verdi ki: Risale-i Nur benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçareye bedel, genç, kuvvetli çok Said'leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risale-i Nur'un tekmil ve izahı ve haşiyelerle beyanı ve isbatı size tevdi' edilmiş tahmin ediyorum. Bir emaresi de şudur ki; bu sene çok defa ihtar edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettim ise de çalıştırılamadım.

            Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur'an kelâmullah olduğuna ve i'cazî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem'edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir. Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazan izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talimile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektubları te'lif ile ve Dokuzuncu Şua'ın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashihile devam edecek. Risale-i Nur'un samimî, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, size bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.
 

(Kastamonu Lahikası - 56) 
 

Saniyen: Nurun metni izaha ihtiyacı olsa da; ya satırın üstünde, ya kenarda haşiyecikler yazılsa daha münasiptir.Çünki metin içine girse teksir edilen nüshalar ayrı ayrı olur, tashih lazım gelir.. Hem su‑i istimale kapı açılır, muarızlar istifade ederler. Hem herkes senin gibi muhakkik, müdakkik olamaz.. yanlış mânâ verir, bir kelime ilave eder, ehemmiyetli bir hakikatı kaybetmeye sebeb olur. Ben tashihatımda böyle bir zararlı çok ilaveleri çok gördüm.. Hem benim tarz‑ı ifadem bu zamanın türkçesine uygun gelmiyor. Bir parça dikkat ve teenni ister. Belki bunuda bir faidesi, bir hikmeti var!..” 

Elyazma Emirdağ‑1 (Asıl) 661
 

Atfın hüsnü, münasebetin hüsnüne bakar. Hüsn-ü münasebet, her iki cümleden takib edilen garaz ve maksadın bir olmasına mütevakkıftır.

İşarat-ül İ'caz ( 64 )

Atfın tarafeyni arasında münasebet lâzım olduğu gibi, mugayeret de lâzımdır.

İşarat-ül İ'caz ( 149

Okunan Türkçe veya Arabça bir risalenin izahı, başka bir risalede varsa, onu getirip okuyor.

(Sözler - 772)

 
Bu hakikatın, İhtiyar Risalesi'nde Yedinci Rica'da izahı var. Ona bakmalısınız.

(Sözler - 146)

RİSALE-İ NURDA GEÇEN ATIF NUMUNELERİ

1.        Sözler 189 : Onbeşinci Söz/Onbeşinci Söz'ün Zeyli
Ondokuzuncu Mektub'un Onsekizinci İşaretinde denildiği gibi ; nasıl kulaklı ami tabakası i'caz-ı Kur'an fehminde demiş:

2.        Sözler 558 : Otuzuncu Söz/İkinci Maksad/ÜÇÜNCÜ NOKTA:
Birinci Söz'de denildiği ve isbat edildiği gibi ; her şey "Bismillah" der.

3.        Sözler 633 : Otuzikinci Söz/ÜÇÜNCÜ MEVKIF/İKİNCİ NOKTANIN İKİNCİ MEBHASI
 Sekizinci Söz'de kuyuya girmiş iki kardeşin müvazene-i halinde denildiği gibi ; nasıl bir adam, güzel bir bahçede, güzel bir ziyafette, güzel ahbablar içinde, ....

4.        Mektubat 7 : Birinci Mektub/İKİNCİ SUAL:
"Birinci Sual"in cevabının âhirinde denildiği gibi:

5.        Mektubat 43 : Onikinci Mektub/BİRİNCİ SUALİNİZ:
Onuncu Söz'ün Üçüncü İşaretinde denildiği gibi:

6.        Mektubat 228 : Yirminci Mektub/Birinci Makam
 Otuzikinci Söz'ün âhirinde denildiği gibi:

7.        Mektubat 257 : Yirminci Mektub/Yirminci Mektub'un Onuncu Kelimesine Zeyldir
 Meselâ Üçüncü Mektub'da denildiği gibi:

8.        Mektubat 284 : Yirmidördüncü Mektub/BİRİNCİ MAKAM:/Birinci Remiz:
Yirmialtıncı Söz'ün hâtimelerinde denildiği gibi; nasılki bir mahir san'atkâr kıymetdar bir elbiseyi murassa' ve münakkaş surette ....

9.        Mektubat 286 : Yirmidördüncü Mektub/BİRİNCİ MAKAM:/İkinci Remiz:
Onsekizinci Mektub'un âhirki mes'elesinin âhirinde denildiği gibi, Hâlık-ı Zülcelal hayret-nüma, dehşet-engiz bir surette bir faaliyet-i rububiyetiyle, mevcudatı mütemadiyen tebdil ve tecdid ettiğinin bir hikmeti budur:

10.     Mektubat 291 : Yirmidördüncü Mektub/İKİNCİ MAKAM:/İkinci Mebhas:
Onuncu Söz'ün Onuncu Hakikatı'nda denildiği gibi, bir ağacın ne kadar meyveleri ve çiçekleri vardır; her bir meyvenin, herbir çiçeğin o kadar gayeleri, hikmetleri vardır.

11.     Mektubat 315 : Yirmialtıncı Mektub/Birinci Mebhas
Ondokuzuncu Mektub'un Onsekizinci İşaretinde denildiği gibi; nasıl kulaklı âmi tabakası i'caz-ı Kur'an fehminde demiş:

12.     Mektubat 399 : Yirmidokuzuncu Mektub/İkinci Risale olan İkinci Kısım
 Birinci Söz'de denildiği gibi, bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiat ister.

13.     Lem'alar 82 : Onüçüncü Lem'a/ONUNCU İŞARET:
 Çünki Yirmiikinci Söz'ün başında denildiği gibi:

14.     Lem'alar 186 : Yirmiüçüncü Lem'a/ÜÇÜNCÜ KELİME:
 Madem Onaltıncı Nota'nın başında denildiği gibi; mevcudun vücuduna, taksim-i aklî ile dört yoldan başka yol tahayyül edilmez.

15.     Lem'alar 207 : Yirmibeşinci Lem'a/DÖRDÜNCÜ DEVA:
 Yirmialtıncı Söz'de denildiği gibi, meselâ gayet zengin, gayet mahir bir san'atkâr; güzel san'atını, kıymetdar servetini ....

16.     Şualar 160 : Yedinci Şua/İkinci Bab/Ef'al ve âsâr menzili/Üçüncü Hakikat:/İkinci Sır:
Hem nasılki Onuncu ve Yirmidokuzuncu Sözlerde denildiği gibi; intizam ve müvazene ve hükme itaat ve emirleri imtisal sırlarıyla, yüz hane kadar bir büyük sefineyi bir çocuğun parmağıyla oyuncağını çevirdiği gibi döndürür, gezdirir.

17.     Şualar 194 : Onbirinci Şua/Birincisi
Dördüncü Söz'de denildiği gibi, bin lira ikramiye kazancı için, bin adam iştirak etmiş bir piyango kumarına yirmidört ....

18.     Şualar 611-612 : Onbeşinci Şua/Birinci Makam/Fatiha-i Şerife'nin Bir Muhtasar Hülâsası
Onuncu Söz'ün âhirinde denildiği gibi; bu kâinat Sâni'inin sermedî rububiyeti, rahmeti, hikmeti, ezelî-ebedî cemali, celali, kemali ve nihayetsiz sıfatları ve yüzer isimleri âhireti kat'î bir surette istediği gibi; Kur'an, binler âyât ve bürhanları ile ve Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm yüzer ....

19.     Şualar 661 : Onbeşinci Şua/Elhüccetüzzehra'nın İkinci Makamı
Risale-i Nur Mektubat'ında denildiği gibi, eğer gece-gündüzdeki tebeddülâtı ve yıldızların harekâtı ve senedeki güz, kış, bahar, yaz gibi mevsimlerin tahavvülâtı birtek müdebbire ve âmire bırakılsa; o kumandan-ı a'zam, bir neferi olan küre-i arza emreder ki:

20.     Tarihçe-i Hayat 503 : Altıncı Kısım/Üstadın, Emirdağ'daki ikameti sırasında yazdığı mektuplar
 Risale-i Nur'un İhlas Lem'alarında denildiği gibi; şimdi ehl-i iman, değil müslüman kardeşleriyle belki hristiyanın dindar ruhanîleriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilaf mes'eleleri nazara almamak, niza' etmemek gerektir.

21.     Barla Lahikası 258 : MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
 وَ لاَ سَبَبَ demesi, esbab-ı zahiriyenin tavassutu ve Azrail Aleyhisselâm'ın kabz-ı ervah hususundaki münacatı bahsinde denildiği gibi, ruhun doğrudan doğruya perdesiz vasıtasız icad edilmesine işarettir.

22.     Barla Lahikası 258 : MEKTUBAT'IN ÜÇÜNCÜ KISMI
 اِسْتَقَلَّتْ بِذَاتِهَا demesi; beka-yı ruh isbatında denildiği gibi, cesed ruha dayanır, ayakta kalır.

23.     Emirdağ Lahikası-1 206 : EMİRDAĞ LÂHİKASI -I
 Risale-i Nur'un İhlas Lem'alarında denildiği gibi; şimdi ehl-i iman, değil müslüman kardeşleriyle belki hristiyanın dindar ruhanîleriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilaf mes'eleleri nazara almamak, niza' etmemek gerektir.

24.     Emirdağ Lahikası-2 116 : EMİRDAĞ LÂHİKASI -II
" Çünki "Hüve Nüktesi"nin haşiyesinde denildiği gibi:

25.     Emirdağ Lahikası-2 122 : EMİRDAĞ LÂHİKASI -II
Ondördüncü Söz'ün Zeyli'nin haşiyesinde denildiği gibi:

26.    (Sözler - 330)  Ey ahsen-i takvimde yaratılan ve sû'-i ihtiyarıyla esfel-i safilîn tarafına giden insan-ı gafil! Beni dinle. Ben de senin gibi gençlik sarhoşluğuyla gaflet içinde dünyayı hoş ve güzel gördüğüm halde, gençlik sarhoşluğundan ihtiyarlık sabahında ayıldığım dakikada, o güzel zannettiğim âhirete müteveccih olmayan dünyanın yüzünü nasıl çirkin gördüğümü ve âhirete bakan hakikî yüzü ne kadar güzel olduğunu, Onyedinci Söz'ün İkinci Makamının 219-220'nci sahifelerinde yazılan iki levha-i hakikate bak, sen de gör:

27.     (Sözler - 654) Otuzüçüncü Söz'ün Otuzüçüncü Mektubunun namazdan sonraki tesbihatın otuzüç aded-i mübarekine muvafık olmak için otuzüç pencereye icmalî ve muhtasar bir surette işaret edip, izahını sair Sözler'e havale ederiz...

Atıf nasıl yapılır

Atıf yaparken dikkat edilmesi gerekenler
Not: Atıf yapabilmek ve sayfa kenarında görebilmek için, ayarlar bölümünden atıf sistemini aktif etmelisiniz
-Atfın guzelligi iki metinin husn-u munasebetine bakar. Atıf paragrafları munasebetli olmalı
-2.Metin(sonradan secilen metin), 1.Metini(ilk secilen metin) desteklemeli, acmali, îzahini yapmali. Yon secimi onemlidir! 
-iki metini birbirine baglayan NOKTA-i NAZAR bir koprudur, bu kopru isabetli olmalı 
-Her iki metinde de secilen metinlerin ozleri alınmalı 

1.Adım
Atıf yapılacak 1.metin secilir

2.Adım
Kitap listesi açılacaktır, buradan 2.metinin bulundugu kitap ardında seçilecek metinin konumu bulunarak metin seçilir

3.Adım
Secilen metinlerle ilgili ozet sayfa ekrana gelir. Kaydete tıkladığınızda atıf yapılmış olur.
(Not: Herkesle paylaş seçeneğini seçerseniz atıf ineternet üzerinden sunucumuza iletilir, onaydan geçtikten sonra umumî atıf arşivine katılmış olur) 

Atıfları açma

Eğer herhangi bir satırda atıf yapılmışsa satırın kenarında aşağıdaki gibi bir ikon çıkacaktır, ikona tıkladığınızda aynı satırdan başlamış olan tüm atıfların listesi açılır

Buradaki sayfa numarasına tıklayarak bulunduğunuz sayfada daha önce seçilen ilk metin işaretlenir.
Bu listedeki sayfa numarasına uzun basarsanız karşılığındaki ilgili yer otomatik olarak açılır