Mürüvvet'in manası, bir kimsenin içinde bulunduğu zaman ve çevrede, onun gibi kimselerin ahlakıyla mütehallık olmaktır.

Güldürücü sözler söylemek, zevcesini halkın huzurunda öpmek, bir memlekette adet ve sünnet olmayan elbiseleri giyip gezmek haram değilse de mürüvveti iskat eder. Böyle şeyler yapan kimsenin şehadeti muteber değildir.

Baş açık gezmek, kısa kollu gömlek giymek (erkekler için) haram değildir. Çünkü ne baş ne de kol avret değildir. Ancak adet olmayan yerlerde kendisine yakışmayan bir kimsenin baş açık gezmesi ve kısa kollu gömlek giymesi halinde mürüvveti sakıt olur.

Bir kimse kendi mülkünde hayvanını bağlamış ise bir şey itlâf ederse zamin olmaz. Ama yolda kapısının önünde bağlar, bir şey itlâf ederse mes'ûldür.

At veya arabasıyla çarşıya gider, bir şey itlâf ederse, izdiham olduğu takdirde zamin olur yoksa olmaz.

Bir kimsenin muzır bir kedisi veya köpeği bulunursa, gece olsun gündüz olsun her hangi bir şey itlâf ederse sahibi mes'ûldür. Çoban yatıp da davarları sahipsiz bırakır, kayb olur veya bir şey itlâf ederse mes'ûldür.

TRAFİK KAZALARI

Her hangi bir yere gitmek için vasıtaya binmek tabiidir. Eskiden deve gibi bineklere binildiği gibi, gemiye de biniliyordu. Çağımızda ise bunlarla birlikte, hava, kara ve demiryolları vasıtalarına da binilmektedir.

Bir at, binicisini veya çekenini mağlup edip bir şey itlaf ederse, bedelini vermek icab etmez. İki atçı birbirine çarpışıp ölürlerse, çarpışma müşterek bir fiil olduğundan her birisinin kan bedelinin yarısı sakıt olur. İki çocuk da birbirine çarpsalar yine böyledir.

Bir kimse bir çocuğu sert bir ata bindirir sonra çocuk attan düşüp vefat ederse bindiren kan bedelini vermekle mükelleftir.