münasebet zinadır. Zina, nizam ve neslin fesadına vesiyle ve büyük bir ar'dır. Bunun için İslâm devleti böyle bir cinayet işleyen kimse için ağır bir müeyyide va'zetmiştir. Şöyle ki: Mükellef ve sahih bir nikâh yolu ile bir def'a da olsa münasebette bulunmuş olan bir kimse, zina ederse cezası recmdir. Yani ölünceye kadar taşlarla taşlanmaktır. Evli olmayan kimsenin cezası ise yüz değnek ve en az yüz kırk dört km. uzak bir mesafeye bir yıl sürgün edilmektir. Bu cezaları herkes uygulayamaz. Ancak müslüman bir hükümet tarafından uygulanabilir.

Zina suçu, zâninin ikrarıyla veya adil ve dört erkek şahidin şehadetiyle sabit olur. Bu dört şahidin, âdil olmaları icabettiği gibi gözleriyle erkeğin tenasül aletini kadının fercinde görmeleri de icap eder. Yoksa bir erkek ve bir kadının bir yatakta çıplak olarak beraber yattıklarını görmeleri kafi gelmez. Dört değil; üç veya iki kişinin şehadetleri muteber olmadığı gibi, kazif cezasına da müstahaktırlar. İki erkek ile iki kadın veya üç erkek ile bir kadın şahidlik yapsalar yine şehadetleri nazarı itibara alınmaz ve cezaya çarpılırlar. Kazfin cezası seksen değnektir. Bu cezayı tatbik etmekten gaye müslümanların namusunu lekelemekten korumaktır.

Bir erkeğin, bir kadını öpmek veya ona sarılmak, veyahut bir hayvanla münasebette bulunmak haddi gerektirmez. Ancak fasık ve tazire müstahak olur. Ta'zir, hapis ile olabildiği gibi hakimin münasip gördüğü bir mikdar kamçı vurmak ile de olur.

Bir kimse, bir kadına "Sen kahpesin" veya "fahişesin" veyahut birisine "Sen piçsin" dese yine kazf cezasına müstahaktır.

Bir kimse, ahmak ve zalim gibi bir kelime ile birisini sebbederse günahkâr olur. Sebbedilen kimsenin de karşılık vermeğe hakkı vardır. Fakat kazf cezasını gerektiren bir kelime ile sebbedilirse, karşılık vermek caiz değildir. Yoksa mükabelede bulunsa her ikisine kazf cezası uygulanır.

HIRSIZLIK VE CEZASI

Hırsızlık, çok çirkin bir iştir. Başkasının ter dökmek suretiyle