etsek, ve kabul etti." Ama gerçekte bu hadis onlar için bir belge teşkil etmez. Peygamber (S.V.), Ebu Bekir ve Ömer devrinin ilk iki yılında def'aten söylenen üç talâkın bir olarak kabul edildiğini Hz. Ömer'in de onu üç olarak kabul ettiğini ifade etmiyor. Bilakis (tercemeden de anlaşıldığı gibi) hadis açıkça ifade ediyor ki: Halk, daha önce talâk hususunu aceleye getirmiyor, ve üç talâk ile değil bir talâk ile zevceyi boşayıp evlilik hayatının devam etmesi için kapıyı açık bırakıyordu. Fakat Hz. Ömer'in zamanında halk, talâk işini aceleye bindirip bir tek talâk ile değil, üç talâk ile zevceyi boşamağa başladı. Hz. Ömer de onu üç olarak kabul etti.

TALÂKI BİR ŞEYE TA'LİK ETMEK

Bir kimse, talâkı bir şeyin husuluna talik ederse o şey vaki olmadan önce talâk vaki olmaz. Meselâ birisi karısına "Babanın evine gidersen üç talâk ile boşsun" dese gitmeden önce talâk vaki olmaz ve münasebette bulunmakta da beis yoktur. Fakat gittiği takdirde üç talâkı gider. Bu talikten geri dönmek mümkün değildir. Ondan kurtulmak için yegane çare hul'dur. Yani bir şey mukabilinde zevcenin nikâhını fesh etmektir. Ondan sonra o kadın babasının evine gider. Bilahare iddet beklemeden de ikinci defa yeniden evlenmek ve nikâhı akdetmektir. Bu nikâh önceki nikâhtan başka bir şey olduğundan kadının babasının evine gitmesinde hiçbir beis yoktur.

Bir kimse, "Sen falan ayda boşsun" dese, o ayın tam başında boş sayılır.

Bir kimse, "Sen bu işi yaparsan boşsun" dese, kadın o işi yaptığı takdirde boşanır. Ancak bir talâk kasd etmiş ise bir, iki talâk kasd etmiş ise iki, üç talâk kasd etmiş ise üç talâk gider.

Bir kimse, "falan adamla konuşsan üç talâk ile boşsun" dese kadın, o adam uykuda veya ölü iken kendisiyle konuşsa boşanmaz. Fakat sarhoş iken onunla konuşsa boşanır. Kendisine bir mektup yazar veya bir elçi gönderir veya kendisine işaretle bir şeyler ifade etmeğe kalkışırsa talâk vaki olmaz.

Bir kimse, zevcesine "her hangi bir erkekle konuşursan