olur. Yani onun için kabul, şart değildir. Fakat muayyen bir kimse için vasiyet etmiş ise vasiyet işi ölüm ile tamam olmaz. Kendisi için vasiyet edilmiş kişinin kabulü şarttır. Red ettiğ takdirde vasiyet edilmemiş gibi olur. Henüz Mûsi (vasiyet eden), hayatta iken Musalehin (kendisine vasiyet edilenin) kabul veya reddi muteber değildir. Musaleh daha önce ölürse vasiyet ortadan kalkmış olur.

Bir kimse, bir davarın Zeyd'e verilmesini vasiyet ederse, iri bir davar verebildiği gibi, vücudu küçük bir davar da verebilir. Fakat oğlak verilse caiz değildir.

Bir kimse, bir evin sadece menfaatını birisi için vasiyet ederse caizdir. Bir kimse, mali durumu müsaid ve hiçbir engel olmadığı halde hacca gitmeden vefat ederse, vasiyet etmezse de birisinin bedel olarak yerine gönderilmesi gerekir. Çünkü hac farizesi zimmetinde sabit olmuş oluyor.

Bir kimse, hac farizesini eda etmiş, ancak nafile için yerine bedel olarak gönderilmesini vasiyet ederse caizdir. Mekke ve Medine'den söz etmemiş ise, memleketinden gönderilmesi gerekir. Yoksa vasiyet ettiği yerden gönderilecektir. Bir kimse, bir şey vasiyet eder ve ölümünden önce dönerse vasiyet etmemiş gibi olur. Musî'nin yaptığı vasiyeti infaz etmek için birisini görevlendirip tayin etmesi sünnettir.

EMANET

Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

"Allah, emaneti ehline vermenizi emr ediyor."

Resûlüllah (S.V.) de şöyle buyuruyor:

"Sana emaneti bırakana emaneti eda et. Sana hiyanet edene, hiyanet etme."

Emanetin dört rüknü vardır:

1) Emanet. (Emanet edilen şey)

2) Akit siğası.