etmesi gerekir. Çünkü ölümün ne zaman geleceği belli değildir. Hasta olmadan ölmek mümkündür.

Sünnet olan vasiyet de şöyledir: Fakir, miskin ve borçlulara vasiyet etmek gibi.

Mübah olan vasiyet de, durumu müsait olan kimselere vasiyet etmek gibidir.

Haram olan vasiyet de bulduğunu gayrı meşru yollarda harcayan kimseye vasiyet etmek gibi.

Mekruh olan vasiyet ise, malın üçten fazlasını veya variste vasiyet etmek gibidir.

Rükünleri; vasiyet eden, kendisine vasiyet edilen, vasiyet edilen şey ve vasiyet olmak üzere, dörttür.

Vasiyet edenin mükellef, ihtiyar sahibi ve teberrû'a ehil olması şart'tır. Çocuk, deli ve baygın olan kimselerin vasiyetleri sahih değildir.

Kendisine vasiyet edilen yerin masiyet yeri olmaması ve temellük edebilecek bir vasıfda bulunması lazımdır. Kilise, saz ve bar gibi İslâmın kabul etmeyip, yasakladığı yerlere ve hayvanlara vasiyet etmek caiz değildir. Ancak hayvanın yemini sağlamak maksadıyla vasiyet edilirse caizdir.

Her hangi bir varise bir şey vasiyet etmek, diğer varislerin, ölümünden sonra kabûl etmemeleri halinde caiz olmadığı gibi hisseleri miktarınca vasiyet etmek de caiz değildir. Çünkü İslâm dini varislerin hissesi ne ise onu belirtmiştir. Aksini söylemek batıl olduğu gibi, belirttiği gibi ise söylemek te fuzulidir.

Vasiyet edilen şeyin de mübah olması, yani dinen ondan faydalanmanın caiz olması lazımdır. Binaenaleyh, malla vasiyet etmek caiz olduğu gibi, köpek, tezek gibi dinen mal sayılmayan fakat faydası olan şeyleri de vasiyet etmek caizdir.

Tehlikeli, yani çoğunlukla ölüme vesile olan bir hastalıkda bulunan bir kimse, malın üçte birinden fazla bir şeyi teberru veya vakf ederse vasiyeti gibidir. Zira böyle bir kimsenin ancak malın üçte birisinde yetkisi vardır.

Bir kimse tehlikeli bir hastalıkta bulunduğu için sülüsten