وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى

"İyilik ve Takva üzerine yardımlaşınız." (Elmaide: 2)

Resûlüllah (S.A.V.)'ta şöyle buyuruyor:

تَهَادُوا تَحَابُّوا

"Birbirinize hediye veriniz. Sevişmenize vesile olur."

Hibenin dört rüknü vardır:

1 - Hibe edenle kendisine hibe edilen kimseler. Bunların şartları alıcı ile satıcının şartları gibidir. Yani, akil, baliğ ve Mahcurualeyhi olmaması gerekir. Binaenaleyh çocuk, deli ve Muhcurualeyhi olan kimse malından kimseye bir şey hibe edemez. Çocuğa veya deliye bir şey hibe edildiğinde velisi kim ise o, onun yerine kabul edecektir. Hibe eden bizzat veli ise kendisi hem icap, hem kabul edecektir.

2 - Sığadır. Yani, hibe edenin icabı ile kendisine hibe edilenin kabulüdür.

3 - Hibe edilen şeydir. Satılması caiz olan her şeyin hibe edilmesi de caizdir. Satılması caiz olmayan şeyin hibe edilmesi de caiz değildir.

4 - Hibe edilen şeyin teslim alınmasıdır. Yani, menkul olduğu takdirde mutlaka teslim alınması gerekir. Gayr-ı menkul olursa bulunduğu yere yetişecek kadar bir zamanın geçmesi ve tahliye edilmesi gerekir.

Hibe, iki çeşittir:

1) Sevaba nail olmak gayesiyle muhtaç olan kimseye bir şey takdim etmektir ki, bunun adı sadakadır.

Mâverdi: yapılan ihsan (yardımların) yedi çeşidi hibe şümulüne girer demektedir.

1 - Akrabaya verilen şey: Çünkü bundan maksad, sıla-i rahim'dir.

2 - Düşmana verilen şey: Çünkü bundan maksad, düşmanlığı ortadan kaldırmaktır.