Bir kimse tarlasını fakirlere vakf ederse, sonra kendisi de fakir bir hale gelirse, o da diğer fakirler gibi tarladan istifade edebilir.

Bir kimse bir kuyu vakf eder veya bir cami inşa edip vakf ederse o da herkes gibi kuyudan istifade ederek su içip, onunla yemek pişirebilir, camide de namaz kılar.

Umumi bir hayır cihetine vakf etmek caizdir. Binaenaleyh ilim tahsilini yapan, ölüleri yıkayıp kefeleyen ve kabir kazanlara vakf etmek sahihtir.

Bir kimse, tarlasında ölülerin defni için müsaade eder ve içinde bir çok ölü defn edilirse vakıf etmiş sayılmaz. Ancak "Ben bu tarlayı ölülerin defni için vakf ettim" dediği takdirde vakf etmiş sayılır.

Bir kimse, şu sergi cami için olsun, dese, bu söz ile onu vakf etmiş sayılmaz. Bu ancak bir temliktir. Bunun caminin imam, kayyımı veya sorumlusu kim ise onu kabul etmesi ve kabz etmesi lazımdır.

Bir kimse caminin ihtiyacını karşılamak için cami bakıcısına bir şey verirse, harcamadan evvel isterse onu geri alabilir.

Caminin arsasında değeri olmayan ot bulunsa, onu caminin arsasından atmakta bir sakınca yoktur. Ama değeri varsa onu atmak veya her hangi bir kimseye bedava vermek caiz değildir. Onu satmak ve parasıyla caminin ihtiyacını karşılamak lazımdır.

Bir cami yıkılır ve tamiri umulmuyorsa, vakfının geliri ile camiye harcanması gerekir. Vakıf malı gereksiz bir yere harcansa harcayan kimse zamin olur.

HİBE

Hibe, karşılıksız olarak bir şeyi başkasına vermektir. Hibe, bir çok ayet ve hadiselerle sabit olmuştur. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: