Mülk edinmek insana has bir şeydir. Hayvan her hangi bir şeye malik olamaz. Bunun için bir kimse, "Şu hayvanın bu kadar hakkı zimmetimde vardır" derse, sözü manasızdır. Bir kimse, "Zeydin benden şu kadar alacağı vardır" derse, Zeyd de inkar ederse, itiraf edilen mal elinde kalır. Şayet Zeyd "yanıldım, o doğru söylüyordu" derse yine o şeye sahip olur. Bir kimse birisine "alacağımı Zeyd'e ver" derse o da "peki" şeklinde cevap verirse bu, itiraf sayılmış olur.

Bir kimse, "şu evim veya elbisem Zeyd'indir" dese sözü manasızdır. Çünkü "evim" deyip kendine isnad ettikten sonra "Zeyd'indir" demesi anlamsızdır.

Bir kimse, "falana ait zimmetimde bir şey vardır." derse, bu, mal sayılabilecek her hangi bir şey ile tefsir edilebilir. Ama domuz ve tezek gibi mal sayılmayan bir şeyle izah edilirse muteber değildir.

Bir kadın birisine işaret ederek; "Şu kocamdır" diyerek itiraf eder, adamda inkar ederse hakkı sakit olur. Öyleki sonra dönüp evlilik iddiasında bulunsa muteber değildir.

ŞÜF'A

Şüf'a, eski ortağa, sabit olan mecburi bir istimlâk hakkıdır.

Şüf'anın üç rüknü vardır.

1 - Alandır. Bunun şartı ortak olmasıdır. Binaenaleyh, komşu için şüf'a hakkı yoktur. Hanefi mezhebine göre ortak için şüf'a hakkı sabit olduğu gibi komşu için de sabittir.

2 - Kendisinden alınandır. Bunun şartı, ortaklığı alandan sonra olmasıdır. Binaenaleyh, iki kişi bir anda ortaklaşarak bir şey satın alırlarsa, hiç birisi için şüf'a hakkı yoktur. Yani bu iki ortaktan birisi ortaklığının hissesini Şüğa yolu ile olamaz. Yine bir kimse, birisinin tarlasından bir hisse alırsa, sonra satıcı, kalanın hepsini veya bir kısmını başka bir kimseye satarsa ilk müşteri için şüf'a hakkı yoktur.