ARİYET

Ariyet, başkasının ihtiyacını karşılamak gayesiyle muvakkaten bir şeyi kullanmağa vermektir. Sadrı İslâmda vacib idi. Sonra nesh oldu. Yalnız hava çok sıcak veya çok soğuk olursa, çıplak olan kimseye elbise, denize veya kuyuya düşmüş bir kimseyi kurtarmak için çalışan kimseye şerit (ip), ölmek üzere bulunan ve eti yenilen hayvanı kesmek için bıçağı kasaba ariyet olarak vermek vacibdir. İhramda olan kimseye avı kesmek için bıçak vermek gibi gayrı meşrû işler için ariyet vermek haramdır.

Komşular birbirine her zaman muhtaç olduklarından, İslâm dini, ariyete çok itina göstermiştir. Cenab-ı Hak buyuruyor:

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى

"İyilik ve takvada birbirinize yardım ediniz."

(El-Maide: 2)

İmkân olduğu halde ariyet isteyen kimseyi boş çevirmek büyük bir vebaldır. Kur'an-ı Kerim buyuruyor:

فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَ اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَآؤُ‌نَ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ

Namazdan gafil olanların haline yazıklar olsun. Onlar, gösteriş yapan ve maûnu (komşuların birbirine muhtaç oldukları şeyi) esirgeyenlerdir."

(El-Maûn: 4, 5, 6, 7)

Ariyetin dört rüknü vardır:

1 - Muîr. Bunun da iki şartı vardır.

a) Menfaata malik olmasıdır. Binaenaleyh, bir kimsenin