şeylerde cari ise karz da orada caridir. Binaenaleyh mazbut olmayıp tefavütü bulunan şeyleri, meselâ misk, anber ve ûd ile karışımından ibaret olan ned adlı kokuyu karz etmek caiz değildir. Ancak mütefavit olduğundan, ekmekte, selem caiz olmadığı halde karz caizdir. Şiddetli ihtiyaca binaen komşular arasında ekmek, gerek sayı ve gerekse tartı itibariyle ödünç alınıp verilebilir.

Yukarda beyan edildiği gibi karz, bir kimseye yardım etmek gayesiyle bilahare mislini almak üzere bir şeyi temlik etmektir. Menfaat için verilen karz ise haram olup ribadır. Allah'ın Resûlü şöyle buyuruyor:

"Menfaatı celb eden her karz ribadır."

Yalnız, bir kimse ödünç verdiği para veya başka bir şeyin tamamını veya bir miktarını borçlusuna hibe edebildiği gibi, ödünç alan da aralarında bir şart koşulmadığı takdirde ödünç aldığı kimseye bir hediye verebilir. Ve vermek de sünnettir.

Karz için yapılan akid esnasında koşulan menfaat şartı, ödünç verenin lehinde koşulmuş ise akdi ifsad eder. Ödünç alanın lehinde koşulmuş ise akd'i ifsad etmez fakat yerine getirilmesi de gerekmez.

Bir kimsenin bir kimseye, meselâ, her ay kendisine şu kadar kâr vermek üzere bir miktar para ödünç vermesi caiz değildir. Çünkü bu, ribadır, ödünç sahibi, ödünç verdiği yerde alacağını isteyebildiği gibi, başka yerlerde de isteyebilir. Fakat oraya götürülmesi masraflı ise istenmesi caiz değildir.

REHİN

Rehin, bir hak karşılığında bir şeyi hapsetmektir. Yani ipotek vermektir. Kur'an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye ile sabit olmuştur. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

"Eğer seferde olup yazıcı (kâtip) bulamadığınız takdirde, borçludan alınmış rehinler kâfidir." (El-Bakara: 283)

Buhari ile Müslim de şöyle rivayet etmişler: