bu zekât muacceledir diye söylemiş ise mal duruyorsa geri çevirebilir. Telef olmuş ise bedelini alabilir. Teslim ettiği gün kıymeti ne kadar idiyse o kadar alır.

Birisi peşin olarak bir koyun zekât verirse, alanın yanında yavrular ve sonra zekâtını verdiği mal telef olursa, koyunu geri alabilir fakat kuzuyu alamaz.

Zekât ne kadar ise, o nisbette zekâta müstahak olanlar da o malda ortakdırlar. Binaenaleyh, bir kimse zekâtını çıkarmadan evvel malını satarsa, zekât miktarı satışa giremez. Çünkü o, fakirlerin hakkıdır. Müşteri duruma muttali olursa akdi bozabilir. Mutemede göre, zekât mahallinde zekâta müstehak olan kimseler bulunduğu halde başka bir yere onu götürüp vermek caiz değildir.

Bir kimse fakir ve muhtaçlara dağıtmak üzere bir miktar para birisine verir, o da onu vermez ve bu arada telef olursa o zat bunu ödemekle mükellef değildir. Çünkü emin sayılır. Bunun için mal sahibi ayrıca zekâtını çıkarmağa mecburdur. Ama ihlak ederse ödemeğe mecburdur.

Bir kimse zekâtını vermediği için, müstehak olan kimseler zekât miktarını her hangi bir şekilde ondan alsalar, bu zekât sayılmaz.

Bir kimsenin kırk koyunu bulunsa, iki üç sene üzerinden geçtiği halde zekâtını vermezse, şayet her sene üzerine bir kuzu veya daha fazla ilâve olursa, her sene için, birer koyun zekât olarak çıkaracaktır. Yok eğer olduğu gibi kalmış ise, yalnız bir sene için bir koyun zekât olarak çıkarılacaktır.

ZEKÂT'IN VERİLECEĞİ YERLER

Kur'an-ı Kerim, tıbkı namaz gibi zekât'ın farz olduğunu beyan etmiştir. Fakat hangi halde zekât farzdır ve ne kadardır, şartı nedir, gibi hususları açıklamamış, izahını sünneti seniyyeye terk etmiştir. Ancak ehemmiyetine binaen, Kur'an-ı Kerim zekât'ın verileceği yerleri beyan ederek şöyle buyuruyor: