varisleri ve sahipleri ölüp ortadan kaybolmuşlar. Bir kısım arazi metruk kalmış, diğer bir kısmı metruk kalmamış ise de, müslüman olmayan ilk sahipleri ve varisleri sülalesinden gelen müslümanlara veraset yoluyla intikat etmediğinden (çünkü müslüman, kâfire varis olamaz) bu gün müslümanların elinde bulunan arazi, haraç arazisi değildir. İster istemez bütün arazi devlete intikal etmiştir. Devlet her hangi bir kimseye satarsa veya hibe ederse elbette artık haraciye sayılmaz ve zekâta tabi olması için hiçbir mani yoktur. Ehemmiyetine binaen Hanefi mezhebine ait olan bu malumatı açıkladım. Şafii mezhebine göre harac arazisi ise müslümanlar bir memleketi istila ettikten sonra müslümanların lideri, araziyi mücahitlere taksim eder, eder sonra onlardan satın alır ve müslümanlara vakf eder bilahare çiftçilere haraç karşılığında verir.

Şunu da ifade edeyim ki: Zamanımızda devletin halktan aldığı vergi zekât ve öşürden sayılmaz. Çünkü devlet lâiktir. Ne zekât namına o vergiyi alıyor, ne de sarf edilmesi gereken yerlere sarfediyor. Her şeyden evvle bugünkü devlet dine dayalı bir devlet değildir. Hatta bir iktidar dine dayansa, Anayasa hükmü-ne göre meşruiyetini kaybediyor. Zekât ve öşür ise dini bir müessesedir. Muğni El-Muhtaç; "devlet tarafından alınan vergi zekât sayılmaz" diye kaydetmektedir. (C. l, Sh. 288).

TOPRAK MAHSULLERİN NİSAB MİKTARI

Buğday ve arpa kabuksuz, temiz olarak depo ediliyorsa, nisabı beş veskdir: Her vesk altmış sa'dır. Her sa' dört müd'dür ki toplamı, bin iki yüz müd olur. Müd, orta bir avuç dolduracak kadardır. "Fıkhuz-Zekât" adlı kitap, toprak mahsullerinin nisabı, bu günkü ölçü hesabiyle 653 kg. dır diyor.

Pirinç, ales (buğday cinsinden olup Yemende yetişir) gibi hububat kabuğu ile birlikte depo ediliyorsa, mal sahibi isterse kabuksuz olarak beş vesk üzerinden zekâtını çıkarır, isterse kabuklu olarak on vesk üzerinden hesaplayıp zekâtını eda eder.

Hurma ve üzüm, güzel kurutulan hurma ve üzüm cinsinden ise kurusu üzerinden beş vesk hesap edilir ve kuru olarak