malik olan kimse üzerinden bir sene geçmesine birkaç gün kala onu satar, sonra tekrar ikinci sefer satın alır veya hibe yoluyla kendisine avdet ederse, yılı yeniden başlar. Fakat zekât vermemek için böyle bir hileye baş vurursa günahkâr olur.

Otuz sığıra malik olan kimse altı ay geçtikten sonra on sığır satın alır, otuz tanesinin senesi dolduğunda bir "tebî" verecek ve altı ay sonra da aldığı on sığır için müsinnenin dörtte birini zekât olarak verecektir. Nisabın üzerinden bir sene geçtikten sonra meselâ, koyunlar kuzularsa, kuzular sayılmaz.

4) Sene boyunca mal sahibinin onları otlatması veya otlattırılması. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor:

وَفِى صَدَقَةِ الْغَنَمِ فِى سَائِمَتِهَا اِذَا كَانَتْ اَرْبَعِينَ اِلَى عِشْرِينَ وَمِاَةٍ شَاةٌ

"Otlatılan koyun ve keçiden, kırktan yüz yirmiye kadarda bir şat vardır."

Bu hadisin mefhûmü muhalifinden anlaşılıyor ki, otlatılmayıp yemlendirilen koyun, keçi ve benzeri ehli hayvanlar masrafı daha çok olduğundan zekâta tabi değiller.

Bir kimse koyunlarını hem otlatır hem de onlara yem verirse bakılır; o koyunlara yem verilmediği takdirde yaşamayacak veya zayıf düşeceklerse onlarda zekât vacib gelmez. Fakat yemsiz yaşamları normal olarak mümkün olursa, yalnız ihtiyaten yem veriliyorsa onlarda zekât vacib olur. Yine kendi kendine otluyor veyahut sahibi değil de başkası ondan gasb edip bir sene kadar onları otlatır, sonra sahibine iade ederse yine zekât lazım gelmez.

Bir kimse koyunlarını kendi mülkünde otlatırsa, otlaklı mı yoksa yemli mi sayılır? Kaffal ve İbn El-Mukri gibi zatlar, otlaklı sayılır, diye hükmetmişlerdir.

5) Üreme veya süt almak için adı geçen hayvanları edinmek. Binaenaleyh çiftçilikte, yük işlerinde veya her hangi bir işde çalıştırılan hayvanlarda zekât vacib değildir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor: