Bunu yaptılar mı, kanlarını ve mallarını benden muhafaza etmiş olurlar."

Zekât çok mühimdir. Hakkiyle tatbik edilirse büyük ölçüde fakirlik problemi hal edilecektir.

Zekât, İslâmi bir vergidir. Tahsil ve dağıtımı müslüman devletin eliyle olduğundan ne varlıklarının ihtiyarına bırakılır, ne de fakirin izzeti nefsi onunla rencide edilir. Ancak İslâm devleti tahsil ve dağıtım işini yapmadığı veya İslâm devleti olmadığı takdirde, her varlıklı müslüman bu farizayı ferdi olarak eda etmekle mükellef olur.

Zekât, baliğ, akil ve müslüman olan kimseye vacibdir.

Ulema, baliğ ve akil olan müslümana zekâtın vacib olduğunu, müslüman olmayana vacib olmadığı hususunda ittifak ettikleri gibi, farziyetini inkâr eden kimsenin kâfir olacağı hususunda da ittifak etmişlerdir.

Resûlüllah (S.V.) Muaz bin Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderdiğinde kendisine şöyle buyurdu:

اِنَّكَ تَاْتِى قَوْماً مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ فَلْيَكُنْ اَوَّلَ مَا تَدْعُوهُمْ اِلَيْهِ شَهَادَةُ اَنْ لَآ اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ فَاِنْ هُمْ اَطَاعُوك لِذٰلِكَ فَاَعْلِمْهُمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ ف۪ى كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ فَاِنْهُمْ اَطَاعُوك لِذٰلِكَ فَاَخْبِرْهُمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ فَتُرَدُّ عَلٰى فُقَرَائِهِمْ

"Ehli kitap olan bir kavme gidiyorsun. Onları ilk davet edeceğin şey, Allah'dan başka ilâh'ın olmadığına, Muhammed'in onun Resûlü olduğuna şehadet getirmek olsun. Bu hususta sana itaat ederlerse kendilerine haber ver ki, Allah kendilerine her gece ve gündüzde beş vakit namazı farz kılmıştır. Bu hususta da sana itaat ederlerse, kendilerine haber ver ki, Allah, Zenginlerden alınıp fakirlerine verilecek olan zekâtı da farz kılmıştır."