kimsedir. Böyleleri ahirette, şehid mertebesini alırlar. Ancak bunlar, dünyada normal olarak vefat eden kimseler gibi yıkanarak namazları kılınıp defnedilecektir.

b) Dünya şehidi: Müslümanlar ile kâfirler arasında cereyan eden muharebeye, Allah rızası için değil, riya ve ganimet için katılıp vefat eden kimsedir. Bu, her ne kadar şehidler gibi, yıkanmaz ve cenaze namazı kılınmazsa da yevmi kıyamette şehidlere verilecek mükâfattan mahrum olacaktır.

c) Dünya ve ahiret şehidi: Sadece i'lâyı kelimetüllâh için muharebeye katılıp vefat eden kimsedir. Fıkıh kitaplarında şehid kelimesi zikr edildiği zaman, son iki kısım şehid murad edilir. Bunlar, ne yıkanırlar, ne de cenaze namazları kılınabilir. Cabirden rivayet olunmuştur: Peygamber (S.A.V.) Uhud muharebesinde şehid düşenleri yıkamayıp, cenaze namazlarını kılmadan kanlarıyla birlikte defn edilmelerini emir buyurdu. (Buhari)

Şehid'in, içinde vefat ettiği elbise ile kefenlenmesi sünnettir. Kendisine kâfi gelmezse tamamlanır. Şehidlik kanından başka her hangi bir necaset ona isabet etmişse onu yıkamak lazımdır.

TAZİYE

Vefat eden zatın akrabalarına teselli verip taziye etmek sünnettir. Taziye demek, musibete karşı sabırlı ve tahammüllü olmayı tavsiye edip Cenab-ı Hakk'ın büyük mükâfatından bahsetmek ve meyyite dua etmektir. Resûlüllah (S.A.V.) buyuruyor:

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُعَزِّى اَخَاهُ بِمُصِيبَةٍ اِلا كَسَاهُ اللّٰهُ مِنْ حُلَلِ الْكَرَامَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

"Her hangi bir müslüman bir musibetten dolayı müslüman kardeşini taziye ederse, mutlaka Allah (C.C.) kıyamet gününde kendisine taltif elbiselerini giydirecektir."

Yalnız taziye için belli bir yerde oturmak mekruhtur.