Hem küsuf hem husuf namazlarının cemaat halinde kılınması ve halka haber verilmesi sünnettir, münferiden de kılınabilir.

Küsuf namazı, gündüz eda edildiği için, gündüz namazlarında olduğu gibi fatiha ve zammı sure gizlice okunur. Husuf namazı ise gece vaktinde kılınacağından gece namazları gibi fatiha ve sûrenin cehren okunması müstehabdır.

Küsuf ve husuf namazları sonunda, cuma namazı gibi iki hutbe okunur. Hutbede, tevbe yapmak, iyi şeyler işlemek ve kötülükten sakınmak için tavsiyede bulunmak lâzımdır. Münferiden küsuf ve husuf namazını kılan kimse için hutbe okumak sünnet değildir.

Birinci rükûda, imama yetişen kimse, rek'ata yetişmiş olur. Yoksa yetişmiş sayılmaz.

Güneş küsuf halinde batarsa veya güneş açılırsa, küsuf namazı kılınmaz. Fakat güneşin bir kısmı açılırsa, yine kılınır. Keza ay açılır veya güneş doğarsa husuf namazı kılınmaz. Fakat fecir çıkar veya açılmadan ay batarsa, husuf namazı kılınır.

Küsuf namazı ile vakit namazı bir araya gelseler, zaman dar olmazsa önce küsuf namazı, sonra vakit namazı kılınır. Vakit dar ise, yani vakit namazının fevtinden korkuluyorsa, önce vakit namazı, sonra küsuf namazı kılınır.

Küsuf ile cenaze veya bayram ile cenaze namazı bir araya gelseler önce cenaze namazı kılınır.

Zelzele, devamlı yağmur ve şiddetli rüzgâr gibi musibetlerin ref'i için dua edip Allah'a yalvarmak ve münferiden namaz kılmak, sünnettir. Cemaat halinde namazı kılıp dua etmek bid'attır.

Küsuf ve husuf gibi hadiseler, Allah'ın kudret ve azametine delâlet eden alâmetlerdir. İnsanları korkutup masiyetten sakındırmak için Allah Azimüşşan, böyle hadiseleri yaratır. Bu hadiseler her hangi bir kimsenin doğumu veya ölümü için meydana gelmezler. Allah'ın Resûlu (S.A.V.)'nün sevimli oğlu İbrahim'in vefat ettiği günde güneş tutulmuştu. Bir çok kimse bu