Hanefi bir imama tabi olan kimse, imam bir sehv neticesinde selamdan sonra secde yaparsa, Şafii olan bu me'mûm imama uymadan münferiden secde-i sehv yapar sonra selâm verir. Çünkü imam birinci selamını verdikten sonra sücûda gidiyor, halbuki Şafii mezhebine göre birinci selamı vermekle namazdan çıkmış olur, bunun için getirilen sucûd muteber değildir. Aynı zamanda Şafii olan kimse selam vleren imama tabi olursa namazı fesade gider.

Birinci teşehhüd'ü veya kunutu unutur, sonraki farza başladıktan sonra bilerek teşehhüde veya kunut'a dönse namazı fesade gider. Ancak dönüşün haram olduğunu bilmediğinden yaparsa namazı fesada gitmez, fakat secde-i sehv yapar. Sonraki farza başlamamış ise teşehhüdde kıyama yakın, kunutta da rükû haddine varsa da döner ve secde-i sehv yapar.

Birinci teşehhüdü bilerek terk ederse ve kiyama yakın bir hala vardıktan sonra dönerse namazı fesada gider.

Hanefi imama uyan bir Şafiinin, namazın akabınde secde-i sehv yapması sünnettir. Çünkü imam, sabah namazında kunutu okumaz, diğer vakitlerde ise ilk teşehhüdde salavatı şerife getirmez. Halbuki Şafii mezhebinde bunları terk eden kimsenin secde-i sehv yapması sünnettir.

Secde-i sehv'in keyfiyeti: Son teşehhüdden sonra ve selamdan önce tekbir alıp iki secde yapmaktır. Secdede en uygunu şunu okumaktır:

سُبْحَانَ الَّذِى لَا يَنَامُ وَلَا يَسْهُو

"Uyuyup unutmayan zatı tenzih ederim."

Cuma imamı, secde-i sehiv'i gerektiren bir şey yaparsa secdeye gider ve bu sırada ikindi namazının vakti girerse, selam vermeden iki rek'at ilave ederler ve böylece öğle namazı kılınmış sayılır. Yalnız selam vermeden evvel secde-i sehiv yaparlar.

Bir kimse, yanıldığını zannederek secde-i sehiv'e gittikten sonra yanılmadığını anlarsa tekrar secde-i sehiv'e gider.

Bir kimse sücûd gibi bir farzı getirip getirmediğinde veya