Cemaatle kılınan bayram, hüsûf, küsûf gibi nafile namazlar için kamet sünnet değildir. Kamet yerine (ESSELAT CAMİA) denilir. Kameti ayakta getirmek sünnettir. Cemaat, kamet bittikten sonra ayağa kalkmalıdır. Kamete başladıktan sonra nafileye başlamak mekruhtur. Nafilede iken kamete başlanırsa ve cemaatın kaçırılmasından korkulmazsa nafile tamamlanmalıdır.

Hareket halinde bulunan taksi ve otobüs gibi vasıtalar içinde veya at üzerinde ezan okumakta beis yoktur. Yerini bulmuş sayılır. Yalnız misafir olmayan bir kimsenin böyle bir ezan okuması, ciddiyet dışı olduğundan caiz değildir.

Müezzinle kamet getiren kimsenin bir olması sünnettir. Çünkü Resulüllah'ın zamanında böyle uygulanıyordu. Hz. Bilal-i Habeşi, hem ezan okur hem de kamet getirirdi.

Daha önce beyan ettiğimiz gibi ezanı duyan kimsenin müezzinin dediğini tekrar edip onu takip etmesi sünnettir.

Ama sağırlık veya uzaklık sebebiyle müezzinin sesini duymayan kimsenin onu takip etmesi sünnet değildir.

Maverdi diyor ki: Bir kimse ezanı (mesela) Farsça okursa bakılır: Cemaat için ezan okuyor ise, arapça bilsin bilmesin okunan ezan muteber değildir. Ama kendi nefsi için ezan okuyor ve arapça bilmiyor ise caizdir. Arapça bilmesi halinde kendi nefsi için okuması caiz değildir.

Vakit gece olup hava yağmurlu, çok karanlık veya şiddetli rüzgar bulunsa, müezzinin ezanın akabinde "Elâ sallû fi rihâliküm", yani evlerinizde namaz kılınız, demesi sünnettir.

Ezan vakti gelince imamdan izin almadan müezzin ezan okuyabilir, fakat imamın izni olmadan kamet getirmek mekruhtur. Ezan ile kamet arasındaki süre, halkın camiye gelip farzdan önceki sünnetleri eda edecek kadardır.

Namaz için uykuda olan kimseyi uyandırmak sünnet olduğu gibi namaz kılan cemaatın önünde veya birinci safta yatan kimse ile mihrapta ve yüz üstü yatan kimseleri uyandırmak da sünnettir. Cenab-ı Allah'ın sevmediği şeylerden biri yüz üstü yatmaktır.