biri fecirden evvel, diğeri de fecirden sonra ezan okur.

Birbirine yakın olan her cami için ayrı birer ezan okumak müstehab olup etrafa ses gitse de bir ezan ile iktifa edilmemelidir.

Ezanı duyan kimsenin, müezzinin dediğini tekrar etmesi sünnettir. Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyuruyor:

اِذَا سَمِعْتُمُ الْمَؤَذِّنَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ ثُمَّ صَلُّوا عَلَىَّ

"Müezzin sesini duyduğunuz zaman onun dediğini tekrar ediniz, sonra da bana salavat getiriniz."

Yalnız

حَىَّ عَلَى الصَّلَاةِ

İle

حَىَّ عَلَى الْفَلَاحِ

kelimesi söylendiği zaman,

لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ

demek ve

اَلصَّلَاةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ

dendiği zaman da

صَدَقْتَ وَبَرَرْتَ وَبِالْخَيْرِ نَطَقْتَ

demek sünnettir.

Bir caminin birkaç müezzini bulunsa hepsi de ezan okuyacaklardır, ancak bir ağızla değil, birbirini takip edeceklerdir.

Bir çok yerlerde ezandan sonra müezzin yüksek bir sesle salâvatı şerife getirir. Bu hususta bir çok münakaşalar vaki olduğundan bu konuyu açıklığa kavuşturmak gerekir. Şöyle ki; Ezani Muhammedî'den sonra yukarda durumu beyan ettiğimiz gibi salâvatı şerife getirmek sünnettir. Yalnız ne Asrı Saadette ne de Hulefai Rarişîn zamanında yüksek sesle ezan okunduktan sonra salâvat okunduğu vaki olmamıştır. Ancak Mısır'ın Alevî bir hükümdarı öldürüldükten sonra, hemşiresi, müezzinlere ezandan sonra maktulun oğluna selâm getirilmesini emretmiş, müezzinler de bunu tatbik etmişlerdir. Salahaddin Eyyubi başa geçince, bu bid'atı kaldırıp yerine salâvatı şerifenin okunmasını emretmiştir. Demek oluyor ki, bu güzel âdeti icad eden Salâhaddin Eyyubî olmuştur. Fakat minarede beyit veya gazel söylemek doğru değildir.

Daha önce açıkladığımız gibi cemaatle imam, kametin bitiminde ayağa kalkmalıdır. Daha evvel kalkmak mekruhtur. Yalnız, yaşlı veya hasta olan kimse "kad kâmet es-salâ" denildiğinde