MÜCAHİD BİR HAYVAN MERSİYESİ

وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَ

İşte o cünûddan bir gâzi, şehid.

Nev'i hayvandaki meymûn, saîd.

Ey maymûn-ü meymûn!

Mü'minleri memnun, kâfirleri mahzûn, Yunanı da mecnun eyledin.

Öyle bir tokat vurdun ki, siyaset çarkını bozdun.

Lord Corcu kudurttun, Venizelosu geberttin!..

Mizan-ı siyasette pek ağır oturdun ki; Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.

Başlarındaki maskelerini düşürüp, maskara ederek bütün dünyayı güldürdün!

Cennetle mübeşşer olan hayvanların isrine gittin!

Cennette saîdsin, çünkü gâzi hem şehidsin!...

* * *


MÜHİM BİR NOKTA

İslâm gaflet edip küstü. Hristiyanlık dini fen ve medeniyeti kendine maledip iki silahla galebe çaldı.

Şimdi şarkta müthiş bir silah îmal ediliyor. Bunun hak kısmına sahip olmalı. Yoksa yine küssek, onu da Hristiyanlık İslâmiyet aleyhinde istimal edecektir. Buna karşı dayanılmaz.

Cumhur-u avama müteveccih olan bir fikir, bir kudsiyet almazsa söner. O desatire kudsiyet verecek iki muazzam rakîb din var.

Şu keskin fikir gözünü açtığı vakit, hasmını ve hasmının elindeki silahını Hristiyanlık dini bulmuştur. Öyle ise o fikir, kudsiyet almak için İslâmiyete dehâlet etmeye mecburdur.

* * *