atıldığı vakit, o cereyanı kırmak için küçük bir eserini neşrederdi. Hatta Anadolu'dan istediler, gitmedi. Demişti: "Ben tehlikeli yerde mücahede etmek istiyorum. Siper arkasında mücahede etmek hoşuma gitmiyor. Anadolu'dan ziyade burayı daha tehlikeli görüyorum."

Başka kitapları yanında bulundurmazdı. Ona derdik: "Ne için başka kitaplara bakmıyorsun?" Derdi: "Herşeyden zihnimi tecrid ile Kur'ân'dan fehmediyorum." Nakil etse, bazı mühim gördüğü mesaili yine tagayyürsüz kendi âsarından alır, tekrar eder. Derdik: "Ne için aynen böyle tekrar ediyorsun?" Derdi: "Hakikat usandırmaz libası değiştirmek istemem." Kendisine derdik: "Neden en ulvî hakâik-i diniye ile beraber bazı mesail-i siyasiyeyi de kitaplarında dercediyorsun?" Cevaben derdi ki: "Çocuğa ilacı içirmek için bir şekerleme gösterilir. Tâ ki, o da ağzını açar, ilacı o vasıta ile içirir. Efkar-ı amme de siyaset için ağzını açmış, ben de tiryakı içirmek için siyaseti de zikrettim." Fakat maatteessüf pek îcazkârâne söylediği için istifade umumi olmuyor. Hatta kendi kitaplarından aldığı bazı mesaili dahi aynen diğer eserlerinde zikrediyor. Başka müellifler gibi mânâ tekerrür ettikçe başka suret giydirmiyor. Demek bir buçuk sene me'zuniyetten sonra vazifesinde bulundu. Şimdi dahi başka yere gitmek için niyet etmiştir ve millete hitaben diyor ki :

"Ey Millet! Burada o kadar mâni çoktu ki, iş görmek pek müşküldü. Ben bu kadar yapabildim, beni helâl et!"

Hem kendisine derdik: "Neden bu kadar sarsıldınız?" Derdi : "Ben kendi âlamlarıma tahammül ettim. Fakat İslâmın âlâmından gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâm'a indirilen her bir darbe en evvel kalbime indiğini hissediyordum. Onun için bu kadar sarsıldım. Fakat bir ışık görüyorum ki , o âlâmları unutturacak inşallah..."

Tesâdüf-ü garibedendir:

Lemeat kitabının tarihi, hilal yıldız çıktı ki;

نَجْمُ اَدَبٍ وُلِدَلِ هِلَالَيْ رَمَضَانَ

hem de tesadüfi olarak kitabın âhirinde de hilâl yıldız gelmiş.. Tabiatı serbest bırakarak hiç nazım yapmadığı halde, bu kitap tamamen Sancak Marşının vezni gibidir ki, pek garib bir tesadüftür; Ramazandan bir kaç gün evvel bazı satırları nümune olarak yaptı, ahbablarına gösterdi. Biri müstesna kimse teşci' etmedi. Fakat bir arzu-yu musırraneye ittibaen, Lemeat'ı Ramazanın bidayetindeki hilâl