yuvası gibi ağraz ve enaniyetler intişara başlayacaktır. Ki tiryak yine o müsâvâttır. Zîrâ herkesin bir enesi var.

Ne nesil iledir, ne sâl iledir

Ne câh iledir, ne mal iledir

Beyim ululuk, kemâl iledir.

Beyti bu hakîkata şahiddir.

Dördüncü âÚ§îkat:

Bir hasta, hekîme karşı üç halde bulunur:

Birincisi:

Gözünü kapar hiç bir şey söylemez, hekim de hiç ehemmiyet vermez. Kâh zehir, kâh ilacı verir. İstibdatta milletin hâli gibi...

İkincisi:

Hasta hekîme teşhis-i illete yardım ve verdiği ilacı hüsn-ü isti'mal.. ve hayatına lâzım olanı taleb ediyor. Tabib de hastanın gözü açık olduğu için ihtiyat ve dikkate mecbur oluyor. Benim kulüplerde arzu ettiğim meslek gibi...

Üçüncüsü:

Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti'mal etmek meharetsizliği için

اِثْمُهُ اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِ

sırrına mazhar olur. Zîrâ hâlavet-i hâkimiyetle sarhoş olur. Şimdi veya ileride kulüplerin mesleği gibi...

Elfezleke:

Millet hastadır. Hükûmet de hekîmdir. En fena zamanda teslim-i nefs ettiğimiz halde, en menfaatli zamanda ittiham ve hodserâne etmek; menfaat-i umumiyeyi hedef-i maksad edenin kârı değildir. Kuvvet kanunda olsun. Yoksa istibdad münkasım olmuş olur.

Beşinci Hakîkat:

İstibdadın mâden ve menbiti olan şeref ve haysiyet ve i'tibarî rütbeden istimdad... ve milleti istihdam... Ve hâtır ve tahakküm ve taraftarı rabıta etmektir ki; vahşetin ağalığı budur. Ümmül-ağavat olan Yıldız'da ebul-ağavat olan Sultan Hamîd bu ağalıktan vazgeçti. Nerede kaldı başka sivrisinekler!..

Amma hürriyet ve medeniyetin ağalığı nefsine ve kemâline istinad ve iktidarını isti'mal ve millete hizmet etmektir ki

سَيِّدُ الْقَوْمِ خَاِدُمهُمْ

buna düstûr-u tatbikdir. Şedîden hamiyeti dava eden, o takviyesine çalıştığı hamiyetten şüphelidir.