3) Ticaret yapmak için mübadele ettiği andan itibaren üzerinden bir sene geçmek ve sene içinde ticaret malı nisabdan az olmakla beraber paraya çevrilmemek. Nisabdan az olduğu halde paraya çevrilir, sonra ticaret için eşya alınsa, senesi, ticaret eşyasını satın aldığı andan itibaren başlar. Fakat bir kısmı paraya çevrilir, bir kısmı da eşya halinde kalırsa senesi devam eder.

4) Sene sonunda ticaret malının nisaba baliğ olması. Senenin ibtidasında veya ortasında nisaba baliğ olur, sene sonunda nisabdan az olursa zekât lazım gelmez. Ancak yanında başka bir para bulunur, onun da senesi tamam olmuş ise o zaman ona eklenir ve hepsinin zekâtı verilir. Yoksa senesi yeniden başlar.

Ticaret malının (nisab kaldığı müddetçe) her sene zekâtı verilecektir.

Ticaret malının zekâtını vermek için sene sonunda gümüşle alınmışsa gümüşle, altınla alınmışsa altınla takdir edilecektir. Eşya ile alınmış ise gümüş ve altından hangisi tedavülde galip ise onunla takdir edilip zekâtı verilecek. Bu zamanda evrak-ı nakdiyenin beynelmilel ölçüsü altın olduğundan, evrakı nakdiye ile alınan ticaret eşyaları altın ile takdir edilmesi gerekir.

Sene sonunda elde edilen kazanç, üzerinden bir sene geçmese de sermayeye eklenip hepsinin zekâtı verilecektir.

Yalnız yıl ortasında ticaret eşyası paraya çevrilirse, durum değişir. Şöyle ki; bir kimse yirmi altına beş top kumaş satın alır, altı ay sonra kırk altına satar, sonra onunla başka ticaret eşyası satın alır ve yıl sonunda yüz altın değerinde olursa, yalnız elli altının zekatını verecektir. Zira sermaye yirmi altın idi. Bu yirminin bir sene içerisinde kazancı da yalnız otuzdur. Onun için sadece elli altının zekâtı gerekir. Sonra o ticaret eşyasından ilk altı ayda elde edilen yirminin senesi dolmadan önce satılmış ise, onun da senesi dolduğunda zekâtı verilecektir. Onun kazancı olan diğer otuz altının da yarıca senesi dolduğunda zekâtı verilir. Azhar'a göre durum böyledir. ancak bugün teamül, Azhar'ın hilafına göredir.

Koyun, keçi, sığır gibi ticaret malı bizzat zekâta tabi olan