Zekât veren kimse, hayvanların içerisinde en güzelini çıkarmakla mükellef değildir. Resûlüllah (S.A.V.) Muaz'ı Yemen'e vali olarak gönderdiğinde şöyle buyurmuştur:

اِيَّاكَ وَكَرَائِمَ اَمْوَلِهِمْ

"Malların güzelini almaktan sakın." (Buhari, Müslim)

Ancak meselâ, kendisine bintü mahad vacib olursa ve bu çok güzel de olsa alınır.

SIĞIRIN NİSABI

Sığırın nisabı, otuz sığır veya danada bir tebi (bir yaşını tamamlayıp ikiye girmiş buzağıdır), kırk sığır veya danada bir müsinnedir (iki yaşını tamamlayıp üçe girmiş buzağıdır). Ondan sonra her otuzda bir tebi, her kırkta bir müsinne zekât olarak vacib olur. Muaz'dan rivayet edilmiştir. Demiş ki:

بَعَثَنِى رَسُولُ اللّٰهِ {ص} فَاَمَرَنِى اَنْ اٰخُذَ مِنْ كُلِّ اَرْبَعِينَ مُسِنَّةً وَمِنْ كُلِّ ثَلَاثِينَ تَبِيعًا

"Allah'ın Resûlü beni Yemen'e gönderdi. Her kırk sığırdan bir müsinne, her otuzdan bir tebi almamı emretti."

Hem devenin hem sığırın zekâtında iki farz birleşirse meselâ, iki yüz devede iki farz vardır: Birisi dört hıkka, diğeri beş lebûndur. Yüz yirmi sığırda da iki farz vardır: Biri dört tebi, diğeri üç müsinnedir. Böyle durumlarda, malında her ikisi de bulunsa, fakirler için hangisi daha faydalı ise o verilecektir. Yoksa yanında bulunanı çıkarıp verir. Şayet her ikisi de malında yoksa, istediğini satın alır ve onu verir.

ŞAT'IN NİSABI

Şat'ın (koyun ve keçi) nisabı kırkdır. Kırkda bir şat vacib olur. Yüz yirmiye kadar aynı hal devam eder. Yüz yirmi bir şat