Bir Şafiî, Hanefi olan imamın, namazın vaciblerine riayet edip etmediğinden şüphe ederse, hüsn-ü zanna binaen ona uyabilir.

Şafiî olan bir kimse, vücudundan kan çıkmış bir Hanefiye iktida ederse caizdir. Çünkü onun mezhebine göre, namazı yerindedir.

6- İmamın başka bir kimseye iktida halinde olmaması. Çünkü, imamın müstakil olması gerektiğinden, başkasına tabi olan kimse imam olmaz. Bir kimse, birisine uyar, namaz kıldıktan sonra da uyduğu kimsenin me'müm olduğunu öğrenirse kıldığı namazı iade etmesi gerekir. Fakat, imam selâm verdikten sonra birisi gelip, me'mümlerden birisine uyarsa caizdir. Çünkü selâmdan sonra me'mümlük vasfı üzerinden kalkıyor.

7- Namazını iade etmemesi. Meselâ, şiddetli soğuktan dolayı abdest yerine teyemmüm alan kimse, namazını iade edeceğinden onun durumunda olan kimse dahil, hiç bir kimse ona tabi olamaz. Ancak durumunu bilmeyen bir kimse kendisine iktida eder, namazdan sonra farkına varırsa, bir şey lâzım gelmez. Yani arkasında kıldığı namazı iade etmesi lâzım gelmez.

Abdestli olan kimse namazını iade etmeyecek bir müteyemmime (teyemmüm olanalan kimseye) veya ayakta namazını kılan, oturarak namazını kılana veya özürsüz olan, idrarı akan özürlüye uyabilir.

8- İmamın, zati sıfatları hasebiyle kendisine uyanların zati sıfatlarından noksan olmaması. Binaenaleyh erkeğin erkeğe, kadının erkeğe ve hunsaya ve kadına, hunsanın da erkeğe uyması caizdir. Fakat erkeğin kadına veya hunsaya ve hunsanın hunsaya veya kadına uyması caiz değildir. Allah'ın Resûlü buyuruyor:

لَا تَؤُمُّ امْرَاَةٌ رَجُلًا

"Bir kadın erkeğe imam olmasın." Hunsa da kadına kıyas edilmiştir.

9- İmamın karî' olması. Yani fatiha ile teşehhüdünün düzgün olması. Binaenaleyh bir karî'in, ümmi (Fatihası düzgün olmayıp harf veya şeddelerinden birisini veya bir kaçını ihlâl