Bir kimse, imamın selam verdiğini zannederek selam verir sonra imamın selam vermediği anlaşılırsa namazda sayılır ve imamı takip etmeye mecburdur. imam selam verdiğinde, o da selam verir; secde-i sehiv de yapmaz.

Muktedi olan kimse, henüz teşehhüdte iken niyet ve iftitah tekbirinden başka bir rükün terkettiğini hatırlarsa, imamın selamından sonra bir rek'at kılmakla onu telafi eder ve secde-i sehiv yapmaz. Çünkü iktida halinde iken bu yanılma vaki olmuştu. İmam sücuddan kalktıktan sonra me'mum imamla birlikte secde getirip getirmediğinde şüpheye düşerse sücuda gider ve imama yetişir.

İmam, secde-i sehiv'i gerektiren bir harekette bulunsa, muktedi, mesbuk da olsa imamla birlikte secde-i sehiv'e gider. Şayet imam, secde yapmazsa, me'mum mesbuk olmadığı taktirde imamın selamından sonra secde-i sehve gider. Ama mesbuk olursa namazını tamamladıktan sonra selamdan önce secde-i sehiv'e gider.

Secde-i sehiv'i gerektiren iki veya daha fazla hatalarda bulunsa, secde-i sehiv'in durumu değişmez. Yani o, selamdan evvel ve teşehhüdten sonra iki secdeden ibarettir. Secde-i sehiv'i bilerek terkedip selam veren kimse artık secde-i sehiv getiremez. Unutarak selam verdiği taktirde geçen zaman kısa ise, yine secde-i sehiv yapabilir. Yaptığı taktirde namaza dönmüş sayılacağından yeniden selam vermesi gerekir.

Namaz kılmakta olan kimse, önünden geçeni itip, geçmesine mani olmalıdır. Şayet namazda iken yılan ve akreb gibi bir şey görürse de onu öldürebilir, onda hiçbir sakınca yoktur. Yine aynı zamanda ayağındaki ayakkabı veya çorabı çıkarmak isterse onu çıkarabilir, ceketini düzeltebilir, birine işarette bulunabilir, bunlarla namazı fesada gitmez. Çünkü Peygamber (S.A.V.), namazda iken yılan ile akrebin öldürülmesini emretmiştir. Hem O (S.A.V.), bizzat namazda iken ayakkabısını çıkarmıştır.