وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۢ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ۠ كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۜ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ﴿٨٨﴾

88. Allah’la beraber başka bir ilâha tapma. O’ndan başka İlâh yoktur. O’nun zatı dışında her şey yok olacaktır. Hüküm O’nundur ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.

{“Her şey nefsinde mâna-yı ismiyle fânidir, mevkuddur, hâdistir, mâdumdur. Fakat mâna-yı harfiyle ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsına âyinedarlık cihetiyle ve vazifedarlık itibariyle şâhiddir, meşhuddur, vâciddir, mevcuddur...” (S., Yirmi Altıncı Söz, Zeyl, s.478)

“... Evet nasıl zemin yüzündeki masnûat ve zîhayatlar ve hayattar zemin yüzü, bir Sân-i Hakîm’in vücub-u vücüduna ve vahdâniyetine şehadet ediyorlar. Öyle de: O zîhayatlar, ölümleriyle bir Hayy-ı Bâkî’nin Sermediyetine ve Vâhdaniyetine şehadet ediyorlar.”(S., Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Dördüncü Pencere, s. 676. Ayrıca bk. M., On Beşinci Mektub, Altıncı Sual, s.59; S., Otuz Üçüncü Söz, Otuzuncu Pencere, s.683; L., Üçüncü Lem’a ve Yirmi Altıncı Lem’a, s.14 ve 244; MN., Onuncu Risale, s.207; BL.,Hulûsi Bey’in Fıkraları, s.203, 219 ve 298)}

مِنْ سُورَةُ الْعَنْكَبُوتِ

29. ANKEBUT SÛRESİ’NDEN

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

الٓمٓ۠﴿١﴾

1. Elif. Lam. Mim.

{(bk. Bakara Sûresi 1.âyet açıklaması, s.2)}

اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ﴿٢﴾

2. İnsanlar: “İman ettik!” demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannettiler?

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ﴿٣﴾

3. And olsun, gerçekten kendilerinden öncekileri imtihan ettik. Allah, sadık olanları da mutlaka bilecek ve yalancı olanları da mutlaka bilecektir.

اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ﴿٤﴾

4. Kötülükleri yapanlar bizi geçeceklerini (kaçabileceklerini) mi zannettiler? Ne kötü hükmediyorlar!

مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ﴿٥﴾

5. Kim Allah’a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah’ın (tayin ettiği) vakit elbette gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.

وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِىٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ﴿٦﴾

6. Kim cihat ederse, ancak kendisi için cihat eder. Şüphesiz Allah, elbette alemlerden müstağnidir.

اَوَ لَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِىُٔ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ﴿٩١﴾

19. Görmüyorlar mı Allah, yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra da onu tekrar ediyor. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

{(bk. Rum Sûresi 50. âyet açıklaması, s.69)}

قُلْ س۪يرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِىءُ النَّشْاَةَ اْلاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌۚ﴿٠٢﴾

20. De ki: “Yeryüzünde gezin de bakın, Allah yaratmayı nasıl başlatmış, görün. Sonra Allah, ahiret hayatını yaratır. Şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.”

يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ﴿١٢﴾

21. (Allah) dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.