مِنْ سُورَةُ الْقَصَصِ

28. KASAS SÛRESİ’NDEN

وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُ وَيَخْتَارُۜ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ﴿٦٨﴾

68. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onlar için seçim yoktur. Allah onların şirk koştukları şeyden münezzeh ve pek yücedir!

وَرَبُّكَ يَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ﴿٦٩﴾

69. Rabbin onların, kalplerinin gizlediğini ve onların açıkladıklarını bilir.

وَهُوَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْحَمْدُ فِى اْلاُو۫لٰى وَاْلاٰخِرَةِۘ وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ﴿٠٧﴾

70. O Allah’tır. O’ndan başka İlâh yoktur. Önünde sonunda hamd (övgü) O’nundur. Hüküm de O’nundur ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.

{(bk. Fatiha Sûresi 2. âyet açıklaması 3, s.1)}

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْت۪يكُمْ بِضِيَٓاءٍۜ اَفَلَا تَسْمَعُونَ﴿١٧﴾

71. (Resûl’üm!) De ki: “Bana haber verin, eğer Allah geceyi kıyamet gününe kadar üzerinize sürekli kılarsa, size Allah’tan başka ışık getirecek İlah kimdir? Hâla dinlemeyecek misiniz?”

{“Mağrib vaktinde ki o zaman, hem kışın başlamasından yaz ve güz âleminin nâzenin ve güzel mahlûkatının vedâ-i hazinânesi içinde gurub etmesinin zamanını andırır. Hem, insanın vefatiyle bütün sevdiklerinden bir firak-ı elîmane içinde ayrılıp kabre girmek zamanını hatırlatır. Hem, dünyanın zelzele-i sekarat içinde vefatiyle bütün sekenesi, başka âlemlere göçmesi ve bu dar-ı imtihan lâmbasının söndürülmesi zamanını andırır, hatırlatır ve zevâlde gurub eden mahbublara perestiş edenleri îkaz eder bir zamandır.” (S., Dokuzuncu Söz, Beşinci Nükte, s.44)}

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْت۪يكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ ف۪يهِۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ﴿٢٧﴾

72. De ki: “Bana haber verin, eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, size Allah’tan başka dinleneceğiniz geceyi getirecek İlah kimdir? Hâla görmeyecek misiniz?”

وَمِنْ رَحْمَتِه۪ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ﴿٣٧﴾

73. O, rahmetinden geceyi ve gündüzü sizin için içinde dinlenmeniz ve lütfundan (rızkınızı) aramanız için kıldı. Belki şükredersiniz.

{“Bir şahsın müddet-i ömründe başına gelmiş birçok kıyamet çeşitleri vardır. Her gece bir nevi ölmekle, her sabah bir nevi dirilmekle emârât-ı haşriye gördüğü gibi, beş-altı senede bil-ittifak bütün zerratını değiştirerek, hattâ bir senede iki def’a tedricî bir kıyâmet ve haşir taklidini görmüş…” (S., Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksad, Dördüncü Medar, s.520. Ayrıca bk. Ş., On Beşinci Şua, Üçüncü Basamak, s.661)}

اِنَّ الَّذ۪ى فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍۜ قُلْ رَبّ۪ٓى اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ى ضَلَالٍ مُب۪ينٍ﴿٥٨﴾

85. Şüphesiz Kur’an’ı (ona uymayı) sana farz eden Allah, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: “Rabbim, hidayetle geleni ve apaçık sapıklıkta olanı daha iyi bilendir.

وَمَا كُنْتَ تَرْجُٓوا اَنْ يُلْقٰٓى اِلَيْكَ الْكِتَابُ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَه۪يرًا لِلْكَافِر۪ينَۘ﴿٦٨﴾

86. Sana kitap indirileceğini ummuyordun, ancak Rabbinden bir rahmet olarak (indirildi). Öyleyse kâfirlere asla arka çıkan olma!

وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ بَعْدَ اِذْ اُنْزِلَتْ اِلَيْكَ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ﴿٧٨﴾

87. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, seni onlardan asla çevirmesinler. Rabbine davet et ve müşriklerden olma!..