ve diyanetin ünvanı olan tabiî Kürtlükle iftihar ediyorum. Nasıl ki, zaman-ı istibdatta bu tabiî Kürtlük için timarhâneye düştüm. Divânelerin hekîmine dedim: "Eğer müdahane, temelluk, tazarru-u sinnurî, tabasbus-u kelbî, menfaât-ı umumiyeyi menfaat-ı şahsiyeye feda etmek aklın muktezasından addedilmek lâzım gelirse; şâhid olunuz, ben o akıldan istifamı veriyorum ve divanelikle iftihar ediyorum."

Ey Kürdler!.. Timarhaneyi kabul ettim, Kürdlüğü lekedâr etmemek için irade-i pâdişahı ve maâş ve ihsan-ı şahâneyi kabul etmedim.

{(HAŞİYE) Not: Medar-ı ibret ve hayrettir ki: 1324 senesinde Hürriyetin üçüncü gününde İstanbul'da.. Hem sonra Selânik'te Meydan-ı Hürriyette binler siyasîlere karşı dava ettiği ve bütün kuvvetiyle Şeriatı istediği; ve Hürriyeti ve Meşrutiyeti Şeriata hizmetkâr yaptığı halde; sonra 31 Martta Hareket Ordusu gâyet dehşet ve şiddetle şeriat isteyenleri mes'ul ettikleri zamanda, Divan-ı Harb-i Örfî'de Said'in bu münteşir nutuklarından tam berat verildiği halde; şimdi ise, siyaseti otuz seneden beri(*) bıraktığı ve o nutuklarına nisbeten siyasete pek az teması için yirmi yedi sene dinsizlik hesabına işkenceler, gaddarane azab ve ceza verenler, elbette din namına zulüm etmiş engizisyondan daha zalim olduklarını isbat eder. -Said-i Nursi-

(*) Bu beyanı Üstad Hazretleri 1951 yılında buraya kaydetmiştir. -Naşir-}


Muvaffakiyet, niyet-i halisenin refikidir.

مَنْ كَانَ لِلّٰهِ كَانَ اللهُ لَهُ

vesselâm... Mâ temme'l-kelâm.

* * *